Herkesin dilinde olmasına rağmen Şıd Karhim’i çok az kişi bilir. Ezoterik karakteri nedeniyle nesillere aktarılması görevi hikâye anlatıcılarına düşmüştür. Fonetik olarak İbranice’ye yakın oluşu, kökeninin Yahudi olabileceğini akıllara getirir. Nitekim dünyanın doğusu başta olmak üzere geniş bir coğrafyada Şıd Karhim’in Yahudi kökenli olduğu kabul edilir. Ülkemizde de genel kanı bu yöndedir.

Şıd Karhim hakkında, Yunan mitolojisini kıskandıracak kadar güçlü hikâyeler anlatılmıştır. Fırat ile Dicle’nin bir ucunu Şıd Karhim’in, diğer ucunu Ezop’un tuttuğu ve yüzyıllardır bu hamakta halkları uyuttukları bile söylenir. Bunu daha da abartanlar çıkmış ve Şıd Karhim’in Artvin ve Hakkâri tarafından, Ezop’un ise Edirne ve Muğla — muhtemelen Datça — dolaylarından Anadolu’yu tuttuğu ve koca ülkeyi bir o yana bir bu yana salladıkları iddia edilmiştir.

Şıd Karhim’i bilmeyen nesiller maalesef ülkenin içinde bulunduğu şartları okuyamamışlardır. Bu bilgi eksikliğinin gölgesinde gelişen siyasi okumalar da doğal olarak eksik kalmıştır. Bu eksik okuma örneklerini görmek için hiç uzağa gitmeden ülkemizin son dönemde yaşadığı travmalara bakalım.

Ekonomiden örnek verelim isterseniz. Bugün bir Romanya Leyi 9,73 TL, bir Bulgar Levası 25,32 TL, bir Azerbaycan Manatı 25,02 TL, bir Türkmenistan para birimi 12,14 TL. Bu listeyi uzatmak elbet mümkündür; Afrika ülkelerini, küçük ada devletlerini de ekleyebiliriz ama sonuç değişmez.

Faiz çerçevesinden bakarsak durum daha da vahim görünmektedir. Merkez Bankamızın politika faiz oranı hâlen %39,50 seviyesindedir. Bu oran açık ara dünyadaki en yüksek faiz oranlarından biridir. Gelişmiş ekonomilerde bu oran 0 ila %4 aralığında, gelişmekte olan ekonomilerde ise %5 ila %10 aralığındadır. Daha vahim bir örnek vereyim: Yıllardır savaşta olan Rusya’da bu oran %16,50, Ukrayna’da %15,50 seviyesindedir. Durumun vehametini ortaya koyan başka bir rakam ise 2024 yılında ödediğimiz 1,25 trilyon TL tutarındaki faiz rakamıdır.

Türkiye gibi son derece güçlü bir ülkenin para biriminin bu kadar değersiz hâle gelmesini, dünyadaki en yüksek faiz oranlarından birine mecbur kalmasını hâlâ adalet sistemindeki bozukluklara, yargının adil olmamasına, Merkez Bankası gibi kurumların bağımsız olamamasına, kamu karar ve uygulama süreçlerindeki şeffaflık sorunlarına bağlayanlar var. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu tespitlerin tamamı yersiz ve köksüzdür. Şıd Karhim konusundaki bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Bugüne kadar yaşadığımız siyasal süreçlerin tümü, ekonomik badirelerin tamamı Şıd Karhim kaynaklıdır. Ülkeyi yönetenlerin en ufak kusuru bulunmamaktadır.

Her neyse… Bazen her şey ters yüz olur — içinde bulunduğumuz zamanlar gibi. Gerçek ve yalan yer değiştirir. Hatta ak dediğin kara, kara bildiğin ak olur.

Ben de bu yüzden tersten yazdım Şıd Karhim’i.
Ya da Dış Mihrak bu şekilde yazmamı tembihledi!!!

Bu yazı ironi içerir.
Eleştirilerinizi [email protected] adresine gönderebilirsiniz.