Türkiye Cumhuriyeti’nde 5 Aralık 1934 yılında sunulan önerme, 317 üyeli mecliste o gün toplantıya katılan 258 milletvekilinin tamamının oylamasıyla kabul edildi. Bu önerme, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasını içeriyordu. Kadınlar aynı gün içerisinde hem milletvekili seçme hem de seçilme hakkına sahip olmuştu. Türkiye Cumhuriyeti’nde alınan bu karar, dönemin birçok ülkesinde henüz uygulanmıyordu. Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğu kadınlara milletvekili seçilme hakkı vermemişti. Türkiye, bu kararın alınmasıyla Müslüman nüfuslu ülkeler içerisinde ilk ve dünyada öncü olan ülkelerden biri hâline geldi. Cumhuriyetin ilk yıllarında kadının toplum içerisindeki rolünün belirlenmesinde etkili olan bu devrim niteliğindeki karar, dünyada örnek olarak gösterildi.
Daha sonrasında ise 5 Aralık, kadınların mücadelesini, toplum içerisindeki yerini; hem evine hem işine hem de ülkesine olan katkısını, ülkenin temel taşlarından biri olduğunu ve siyasi haklarını bizlere hatırlatan bir gün olarak dünyada kutlanmaya başlandı. Ben bu yazıda, Dünya Kadın Hakları Günü’nün kısaca nasıl ortaya çıktığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda öncü olduğunu hatırlatmak istedim.
Günün kabul edilmesinde etkili olan “Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı”, dünyada ilk kez Türkiye’de uygulanmaya konmuş bir karar olmasa da, o dönemde kadınlara karşı olan sert ve zorlu tutumun karşısında ilerici bir adım olmasıyla devrim niteliğinde görülmüş ve 1934 yılında bile kadına toplum olarak verdiğimiz değeri tüm dünyaya göstermiştir.
Aslında söyleyecek çok bir şeyim yok; ancak bir dileğim var:
5 Aralık 2025 yılında, toplumumuzdaki kadına, çocuğa ve her canlıya, 1934 yılında yaptığımız gibi hakkı olanı verebilmek ve değerli hissettirebilmek dileğiyle…