Son zamanlarda içimize konumlandırılmış olan malum gayri-milli çevreler tarafından Türk kimliğine/varlığına karşı mütecaviz saldırıların başlatıldığını görmekteyiz.

Bu malum çevrelerin Anadolu'da bir Türk varlığı istemediklerini elbette biliyoruz.

Zira, özü Türk olmayanın sözü de, fikri de, zikri de Türkçülük olmayacaktır. "Türk'üz" demekten gocunan ithal tohumun suni ürünlerinden organik yapıyı bozan ifadeler işitmek zorumuza gitmekle kalmıyor; âdeta kanımıza dokunuyor. Kanı bozukların kan donduran ifadeleri asla kabul edilemez!

Bunların, anayasal bir değişiklik ile varmak istedikleri yer, Anadolu'yu ilk olarak etnik yapılar üzerinden Balkanlaştırmak ve nihayetinde de parçalamaktır.

20. yüzyıl başlarından itibaren "Wilson Prensipleri" adı altında uygulanmak istenen Türk yurdu üzerindeki emperyalist planlar, günümüzde bir kez daha denenmek istenmektedir.

Bu topraklardan Türklük kavramını silmek isteyenler, tarih sahnesinde Türklerden ve Türkçülük ifadesinden rahatsız olan dünün misyonerlerinin torunları bugün de sahne almaktan çekinmemektedirler.

Hadsizlik cesaretini kiliseden ve karanlık krallıktan alan içimizdeki piyonların cüretleri cürümlerini aşmaktadır.

Cürümlerinden büyük cüretleri ile Türk kimliğini egemen kimlik statüsünden çıkartarak, Türkleri kendi yurdunda diğer etnik yapılar ile paydaş durumuna düşürmek ve böylece egemenliğimizi başkaları ile paylaştırmak istemektedirler.

Bu alçak tertip ile milli devlet yapımızı bozmak ve bu suretle de ülkemizi bir nevi federatif bir yapıya götürmeyi arzu etmektedirler.

Bu alçak girişimlerin arkasından gelecek olan durum ise, bir "iç savaş" zemininin ortaya çıkma potansiyelidir.

Yükselen Türkiye'nin önünü dışarıdan bir müdahale ile kesemeyeceklerini anlayan emperyalist ülkeler, bizi etnik bir kargaşanın içine iterek içeriden çökertmenin hesaplarını yapmaktadırlar.

Biz, bu alçak girişimlerin sahiplerini de, piyonlarını da geçmiş tecrübelerimizden gayet iyi tanıyoruz.

Son söz olarak...

Bugün bu alçakça planlar karşısında sessiz, zehirli söylemlere ise sağır olanlar ve destekleyenler de en az bu sinsi süreci tertipleyenler kadar Türklük vasfından ve şuurundan uzaktırlar.

Bu alçaklığa dolaylı ya da dolaysız ortak olanlar, derhal kimliklerini ve aidiyetlerini mensubu ve menşe-i oldukları uyruğa taşımaları münasip olanıdır.

Ey ahâli uyan!
Oynanan oyunlar büyük derken kurgulu masal anlatmıyoruz.
Dünden haberi olmayanlar bugün oynanan oyunları bozamazlar.

Emperyalist güçlerin Türk İslâm varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan acımasız saldırılarına karşı direnişin ve bunların kirli planlarının sahiplerini mağlup edişinin ruhu olan "İstiklâlden İstikbale" koşan bir bilinç ile şairin de dediği gibi: "Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı!"

Yaşasın Tek Devlet
Yaşasın Tek Bayrak
Yaşasın Tek Dil
Yaşasın Tek Millet
Yaşasın Tek Vatan

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR!
TÜRKLERİN KALACAKTIR.