Yıl 2015… Türkiye siyaseti tarihin en keskin virajlarından birini dönüyordu. Bir yanda "barajı aşarsa demokrasi gelir" masallarıyla süslenen renkli ve sözde "Türkiyelileşme" söylemleri, diğer yanda ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasının sokaklarında çınlayan silah sesleri, açılan hendekler, zifiri karanlığa bürünen mahalleler…
Büyükşehirlerdeki steril salonlarda, plazalarda, sadece CHP’nin ve sol çevrelerin değil; sonradan bu sürece eklemlenen birtakım sağ ve milliyetçi kesimlerin de oylarıyla HDP’yi meclise taşıyanlar, acaba Batman’ın, Diyarbakır’ın, Cizre’nin sokağına hangi vicdanla bakıyorlardı? Hiç düşündünüz mü, bu tablo karşısında sessiz kalanların vicdanı gerçekten rahat mıydı?
Bugün Mardin’de veya Güneydoğu'nun herhangi bir şehrinde gezininiz; binaların dış cephelerindeki kurşun ve tarama izleri hâlâ orada duruyor. Silinmeyen bu izler, dönemin faturasını asırlar boyu tutacak birer kara leke gibi hafızalarda. Analar ağlamasın, terör bitsin, gençler dağa kaçırılmasın diye başlatılan sözde "barış" ve "sabır" masallarıyla süslenen o tarihi süreç, ne yazık ki samimiyetsiz hamlelerle, barajı aşma hesaplarıyla ve zehirli bir kibirle heba edildi.
Barajı aşmak için ellerini çırpanlar, coğrafyada yaşanan zulme, karanlığa ve can pazarına üç maymunu oynamışlardı. Çocukların geleceğini, kız evlatların hayatını ateşe atan zihniyet, "bölge-merkez" ayrımı yaparak milleti parçalamak isteyenlerin değirmenine su taşıdı.
Ancak tarih akıyor, hakikat her zaman bir yolunu bulup yüzeye çıkıyor.
Yurdun dört bir yanında ülkenin her karış toprağında aynı bayrak altında, eşit vatandaşlık bilinciyle nefes alıyorsak; bu, geçmişteki karanlık senaryoları yıkan irade sayesinde oldu. Güneydoğu; sanayiden ulaşıma, sağlıktan eğitime kadar devletin kadim şefkatiyle, merhametiyle ve en önemlisi hizmetle buluştu. Bölge insanı karanlık günlerin esaretinden kurtulmanın, huzurun ve güvenin tadını çıkarıyor; dünden çok daha memnun, yarından çok daha umutlu.
Burada altı çizilmesi gereken en büyük gerçek şudur: Milliyetçi-muhafazakâr Kürt kardeşlerimiz ve bölgenin kadim değerlerine bağlı vatansever insanları asla bu kirli oyunu desteklememiş, bilakis bu zihniyetin karşısında dimdik durmuşlardır. Kürt halkı üzerinden siyaset yapanlar, tamamen demagoji yaparak Kürt halkını maşa olarak kullandılar; halkın devletle meselesi varmış gibi göstermeye çalıştılar. Geçin bunları! Kürt kökenli Şehit evlatlarımız ve vatanın dört bir yanını korurken toprağa düşen Gazilerimiz var. Bu milletin evlatları bu bayrak altında omuz omuza can vermiştir.
Gerçek şu ki; bu süreçten nemalanan Ermeni ve İngiliz zihniyetinin ekseriyet ölçekte masa tutan uzantıları, kendi kirli ideolojilerine ve siyasetlerine bölge halkını alet ettiler.
Acaba bu odakların peşine takılanlar, tarihin bu acı gerçeğini ne zaman görecekler?
Kadim devlet aklı, milletin bekâsı ve huzuru için her daim yön tayin etmektedir. Jeopolitik satranç tahtasında devlet aklı takır takır işler; dışarıdan göründüğü gibi sığ ve hamasi bir akılla hareket etmez. Mikrofonlara uzatılan her soruya anlık cevap veremez, stratejik hamleleri aleniyete dökemez. Asıl olan, vatandaşın koşulsuz olarak devletine ve bu derin akla güvenmesidir. Mesele siyaset üstü bir bekâ meselesidir.
Bugün baktığımız zaman; dökülmeyen gözyaşları, tutulan yasların yerini alan huzur, devlet aklının istikrarlı ve kararlı bir şekilde ilerlediğini tescillemektedir. Geçmiş dönemde sisteme takoz koymaya çalışanlar, zihniyetleriyle pranga vuranlar oldu; ancak millet vesayetçi refleksleri bertaraf etti.
Türkiye terör belasından tamamen kurtulma iradesiyle tarihinin en hassas eşiklerinden birinden geçmektedir. Kritik süreçlerde Şehit ailelerinin ve vatandaşların kafasını karıştıracak, vicdana sinmeyecek hususlar titizlikle ele alınmalıdır. Şehit ailelerinin ve Gazilerin hatırasına leke düşürecek, en ufak bir zafiyet doğuracak adımlara asla ve asla müsaade edilemez.
Bu süreçten rahatsız olan odaklar, sosyal mecralarda dezenformasyon ve manipülasyonlarla algı oluşturmakta, gerçeği çarpıtan tahrif edilmiş hallüsinasyon haberler yaymaktadırlar; fakat Aziz Milletimiz bu ucuz oyunların farkındadır.
"İç cephemizi sağlam tutarak, fitne odaklarının ve dezenformasyon tüccarlarının manevralarını boşa çıkaracak, Türkiye Yüzyılı'nı huzurla inşa edeceğiz."
En önemli husus, kamuoyunda yanlış anlaşılan "af" tartışmalarındadır. Terörist başının kesinlikle af ve özgürlük söylemi söz konusu dahi olamaz. Suça bulaşmamış kişilerin topluma kazandırılması veya benzeri hukuki düzenlemeler, devletin kanunları çerçevesinde yürütülür ve bu durumun vatandaşlara doğru ağızlarla, şeffaf ve net bir şekilde anlatılması esastır. Komisyonlarda alınan kararların millî güvenlik projeksiyonuna göre süzülmesi gerekir.
Dünya bugün büyük bir ateş çemberinden geçerken, küresel çapta ülkeler yeni bir savaşa hazırlanıyor.
Tehlikeli türbülanslar ve küresel fırtınalar orta yerdeyken, iç cepheyi zayıflatacak sarsıntılara ve kargaşalara kesinlikle yer verilmemelidir. Öncelikli ve vazgeçilmez mesuliyetimiz, iç cepheyi sağlam tutmaktır. Konu hayati ve hassas durumdayken, masa başlarında ucuz şovlar yapan siyasetçilerin günlük çıkar hesaplarına meze edilemez.
Zamanında yapıları meşrulaştıranların bugün bambaşka bir söylemle sahneye çıkmaları kendi siyasi genlerine tamamen zıtlık teşkil etmektedir.
Teröristin sıfatı, hainin maskesi ve ihanetin odakları dün neyse bugün de aynıdır; aktörler değişse de niyetler sabittir. Ancak kadim devlet aklı, tarihin her döneminde bu odaklarla nasıl baş edeceğini bildiği gibi, bugünkü ve yarınki süreçleri de aynı kararlılıkla bertaraf edecektir. Teröristlerin ve bu coğrafyada Türk askerine silah doğrultanların isimleri ile ihanetleri tarihin en koyu karalekesi olarak yazılacaktır. Bilinsin ki; geçmişte oynanan oyunlar ibretle hafızalardadır ve asla tarih tekerrür etmeyecektir; çünkü bu millet, bedelini kanıyla ödediği istiklalini tüccarlara ve hainlere teslim etmeyecek kadar kudretlidir.
Devlet; aziz Şehitlerini, kahraman Gazilerini ve şanlı Türk askerini kesinlikle kirli masalarda pazarlık meselesi yapmamıştır, yapmayacaktır. Bu milletin evlatlarının kanıyla sulanmış mukaddes vatan toprakları, hiçbir siyasi hesabın veya ucuz pazarlığın kurbanı olamaz; devlet aklı bu gerçeği her dâim en yüksekte tutmaya mecburdur.
Unutulmamalıdır ki, tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak ve tek dil iradesi Türkiye Cumhuriyeti'nin hem temelini hem de sarsılmaz çatısını oluşturmaktadır. Burası kimsenin kişisel ikbal veya pazarlık yapabileceği bir alan değildir.
Tarihin delili ortadadır: Aziz Millet, sömürgecilerin, vesayet odaklarının ve emperyalist masaların önüne asla diz çökmemiştir. Çanakkale’de, Dumlupınar’da, 15 Temmuz’da ve terörle mücadelenin en çetin dağlarında yazılan destanlar, devletin sırtının yere gelmeyeceğinin en somut delilidir.
"Özgürlük" maskesiyle terörün gölgesine ses çıkarmayanlar bugün neredeler?
Türkiye, Terörsüz Türkiye hedefiyle tarihinin en büyük şahlanışını yaşarken, eski aktörlerin hâlâ aynı ezberlerle sahnede olmaya çalışması ne acı! Dün terör eylemleri karşısında sessiz kalan diller, bugün ülkenin huzurundan ve kalıcı barışından rahatsızlık duyuyor. Bu durum, siyasetin değil, samimiyetsizliğin ve tutarsızlığın resmidir.
Türkiye artık bir bütündür. Milleti "parçala-yönet" taktikleriyle bölmek isteyenlere verilecek en güzel cevap, geçmişin acı derslerini unutmadan, topraklar üzerinde ortak bir gelecek inşa etmektir. Karanlık virajdan bugün aydınlığa çıkıldıysa, milletin feraseti ve devletin kararlı iradesi sayesinde olmuştur. Sandıkta strateji yapıp Terörsüz Türkiye’nin başarısına burun kıvıranlar ise sadece tarihin değil, milletin vicdanının da mahkemesinde çoktan mahkûm olmuştur.
Geçmişten bugüne uzanan bu zorlu ve mukaddes yolda; ülkemizin huzuru, güvenliği ve bekası adına verilen bu tarihi mücadele, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde ve Sayın Devlet Bahçeli Bey'in milli duruşu ve öncülüğünde kararlılıkla sürdürülmektedir. Devletimizin bu dirayetli kadrolarla ortaya koyduğu irade, milletimizin kalbinde derin bir şükranla karşılanmış; ülkemizin geleceğine yönelik en büyük güvence ve takdir vesilesi olmuştur.
"Gün, ayrışma değil; bin yıllık kardeşliğimizi ve iç cephemizi mühürleme günüdür."