Sakarya, Marmara Bölgesi’nin kalbindeki stratejik konumu ve dinamik yapısıyla Türkiye Yüzyılı vizyonuna yaraşır bir büyüme potansiyeli taşıyor. Ancak bu gelişim süreci, şehrin kılcal damarları olan ulaşım ağlarında maalesef aynı hızla karşılık bulamıyor. Şehrin sokaklarında; işine, okuluna veya hastanesine yetişmeye çalışan her bir birey için ulaşım, bugün bir hizmetten ziyade kaçınılmaz bir çileye dönüşmüş durumdadır.
İnsan Onuru Odaklı Bir Ulaşım Anlayışı:
İlçelerden merkeze uzanan yolculuklar, huzurla değil, bir telaşla başlıyor. Randevusunu kaçırmamak için yüreği ağzında bekleyen yaşlılar, erken saatte mesaisine yetişmek isteyen emekçiler ve yorgun argın okuluna giden öğrencilerimiz, her gün bir saati aşan bu zorlu süreci yaşamak zorunda kalıyor. Tıka basa dolu araçlarda, birbirinin derdiyle hemhal olan güzel insanların bu manzara karşısındaki beklentisi çok net: İnsan onuruna yakışır, ferah, dakik ve güvenli bir ulaşım hizmeti.
Bu noktada yerel yöneticilerin, makam araçlarından inip vatandaşın kullandığı hatlarda bizzat yolculuk yapması büyük önem taşıyor. Duraklarda beklemeyi, toplu taşıma araçlarındaki yoğunluğu ve yaşanan fiziksel sıkışıklığı bizzat tecrübe etmek, çözüm üretmenin ilk adımıdır. Şehrin kılcal damarlarındaki bu sorunu yerinde görmeyen bir yönetimin, vatandaşın derdini tam anlamıyla kavraması mümkün değildir.
Hizmet ve Maliyet Dengesinde Hakkaniyet:
Ulaşım sektöründeki esnafın durumu da ayrı bir değerlendirmeyi hak ediyor. Mazot ve bakım maliyetleri karşısında esnafın yaşadığı zorluklar elbette gerçektir; ancak hizmet kalitesi ile fiyat politikası arasındaki uçurum, toplumsal huzuru zedelemektedir. Belediyenin sunduğu konfor standartlarına erişemeyen bir hizmetin, aynı fiyat düzeyini talep etmesi haksız rekabeti doğurur. Eşit bir hizmet beklentisi, ancak sunulan hizmet kalitesinin standartlaşmasıyla meşruiyet kazanacaktır.
Nasreddin Hoca’nın meşhur hikayesinde olduğu gibi, herkesin kendi cephesinden haklı olduğu bir kısır döngünün içindeyiz. Esnaf maliyetleriyle, vatandaş ise insani koşullarda ulaşım hakkıyla haklıdır. Ancak yönetimin görevi, tarafları ayrı ayrı "haklı" ilan edip sorunu zamana bırakmak değildir. İstenen, tüm tarafların mağduriyetini giderecek adil bir denge ve stratejik bir ulaşım planıdır.
İcraatta Adalet ve Eşitlik:
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturu, sadece bir slogan değil, belediyeciliğin temel taşı olmalıdır. Yapılan yatırımlar, şehrin en uç noktasındaki vatandaşına dokunmuyorsa, ulaşım ağındaki sıkışıklık giderilmiyorsa, o hizmet eksik kalmış demektir.
Sakarya’nın 16 ilçesinde de merkeze sunulan hizmetin aynısını ve aynı hassasiyeti görmek, şehrin sakinleri için bir lütuf değil, bir haktır. Metrobüsten dolmuşa, taksiden minibüse kadar tüm ulaşım araçlarının entegre olduğu, koordineli ve planlı bir sistem şarttır. Deveyi hendekten atlatırken gerçekleri görmezden gelmek yerine, cesur adımlarla bu çileye son verilmelidir. Yollarda harcanan her dakika, sadece ömürden giden bir süre değil, aynı zamanda şehrin birbirine olan güveninden de çalınan bir değerdir.
Ulaşımın sorun değil, yaşamı kolaylaştıran bir hizmet olduğu günlere ulaşmak temennisiyle.