Otto V. Bismarck, 19. yüzyılın ikinci yarısında
"Ya şimdi ya da hiçbir zaman..." diyerek verili şartlara teslim olmayarak küresel güç denkleminde geriden gelen zayıf konfederatif bir ülke olan Prusya'yı, öncelikle savunma ve teknoloji yatırımları bütçesini artırarak askeri bakımdan; dağınık durumdaki Alman prensliklerini bir federasyon yapısı altında birleştirmek suretiyle de Alman ulusal birliğini sağlayarak meydana getirdiği muazzam tarihsel sıçrama ile bugünkü yörüngesine oturtmuştu.

Bakıldığında meydana gelen bu tarihsel akış içinde determinizmin değil voluntarizmin (irade) sürükleyici/itici unsur olarak öne çıktığı görülecektir.

Bu girişi neden yaptım?

Bugün de Türkiye'nin, kendiliğindenliğe teslim olmayarak süreci iradi bir müdahale ile biçimlendirdiğini; gerçekleştirdiği zihinsel restorasyon ile köreltilen bilincini yeniden ihya ederek tarihsel hafızasında duran misyonunu hatırlamış olarak, Necip Fazıl'dan mülhem,
"Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya" dizelerinde belirtmiş olduğu tembihi gereğince büyük bir sıçrayışla ayağa kalktığına tanıklık etmiyor muyuz?

Öyle ki bu iradi hamle, küresel boyutta bir hedef olarak belirlenmiş olan "Türkiye Yüzyılı" şiarı ile ilerletilmekte olduğu gerçeği, somut bir durum olarak uluslararası tüm siyasal otoriteler ve kurumlar tarafından kabul edilmek durumunda bırakılmıştır.

Böylece iki asırdan uzun süren bocalama dönemi geride bırakılmış; yeniden hinterlandındaki tarihsel etki alanının en azından şimdilik zihinsel coğrafi sınırlarına varılmıştır.

Ne diyordu Nihal Atsız: "Milli mefkûreler taarruzidir. Osmanlı da kısmen bu sebeplerle yükselmişti."

Son yüzyılımıza âdeta pranga vurmuş olan sinik, edilgen ve pasifikasyon üreten köhne yönetim şablonları ve batı orijinli orientalist formüllere angaje doktrinler, yerli ve milli fikirlerle aşamalı biçimde ilga edilerek sessiz bir devrim aşağıdan yukarıya doğru yapılandırılmış ve neticesinde de bugünkü haklı gurur tablosunu ortaya çıkarmıştır.

Adını Büyük Selçuklu Devleti kurucusundan alan Çağrı Bey ultra derin deniz sondaj gemisi, Afrika ülkesi olan Somali açıklarında diğer bir ifadeyle Hint Okyanusu'nda dünyanın en derin ikinci sondaj faaliyetini gerçekleştirecek. Neden Çağrı Bey adı? Tarihi iyi ve doğru okumamız kâfi.

Türk bayrağı ile donanmış olan Çağrı Bey gemimizin haklı bir sevinçle nasıl karşılandığını
"Türk beklenendir" sözüne gözlerimiz dolarak
tanıklık ettik.

12 bin km.'ye kadar sondaj yapabilme kapasitesi bulunan Çağrı Bey, Türkiye'nin deniz aşırı bir sahada gerçekleştireceği ilk sondaj çalışması olması nedeniyle de tarihsel bir önem taşımaktadır.

Savunma sanayi alanında dışa bağımlılıktan kendisini kurtararak yerli ve millî teknoloji üretimi araç gereçler ile göz kamaştırıcı bir başarı elde eden Türkiye, benzer bir başarıyı şimdi de enerji alanında sağlamaya başladı.

Yakın bir süreçte ülkemizin küresel güç denklemindeki stratejik yerini daha da yukarıya taşıyacak olan enerji alanındaki sıralı yatırım hamleleri sayesinde tedarik sorununu aşmış ve bu alanda da dışa bağımlılıktan kurtulmuş olarak hakettiği konuma erişecek olduğunu göreceğiz.

Nükleer güç santrallerinin devreye girmesiyle ülkemiz, yıllık enerji ihtiyacı için kullanmış olduğu diğer hammadde kaynaklarını daha farklı alanlarda değerlendirme imkânına kavuşmuş olarak verimli bir ekonomik yapıya ulaşmış olacaktır.

Düne kadar IMF karşısında el pençe duran ve payına düşen kırıntıya rıza göstermesi beklenen Türkiye'nin, bugünkü geldiği noktaya baktığımızda gurur duymamak mümkün değil.
Yüz akımız olan Türkiye Cumhuriyeti'nin millî değerlerini, üretim ve kazanımlarının her safhasını seve seve yazmaya devam edeceğim.

Türk milletine ve diğer coğrafyalarda ki insanlara kutlu umudu yaşatan ve müreffeh atiye imza atan başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgili kişilere ve mühendislerimize kalbi şükran ve dualarımızı iletiyorum.

Ortaya çıkan tüm bu kümülatif ilerlemelerin oluşturduğu yeni perspektif, bize geleceğin refah toplumuna çok yaklaşmakta olduğumuzu ve içinden geçmekte olduğumuz bu asra tarihsel Türk mührünü yıllar sonra bir kez daha vuracağımızı göstermektedir.

Tuna Nehri'nden Yenisey'e kadar...
Ötüken'den Etzelburg'a kadar...
Tanrı Dağları'ndan Amanos Dağları'na kadar...
Taklamakan Çölü'nden Sahra Çölü'ne kadar...
Ohotsk Denizi'nden Baltık Denizi'ne kadar...

Filiz Toklu