Eleştiri olsun diye eleştiri yapmayı sevmeyenlerdenim. Güce de bağımlı değilim. Güç hayranı olanlar, her zaman gücün yanında olmaya çalışanlar, karşındakini ‘eleştiri olsun diye’ eleştirenlerdir.

Doğru birdir, gerçek de bir ışık gibidir. Ya görürsün ya göremezsin…Adalet, eşitlik, empati kurma, her olayda Hakk’ı üstün tutma gibi kavramları ön planda tutmayanlar, gerçeği yalnızca kendilerinin bildiğini zanneder. Zaten kaybedenler de onların ta kendileridir…

Siyaset de böyledir. Doğru varsa yanında olacaksın, yanlışsa yanlışa ‘bu olmaz’ diyebileceksin. Her zaman derim, “Doğrunun ve dürüstlüğün partisi olmaz” Doğru, nereden gelirse gelsin el üstünde tutulmalı…Gerçek nereye yakınsa ‘evet gerçek bu’ denilebilmeli…Körü körüne bağlanma ancak futbol takımlarında olur… ‘Yense de yenilse de kalbim seninle’ gibi…

Bildiğiniz gibi 6’lı masa, ortak hükümet programı mutabakat metnini açıkladı. Siyasi ve idari konulardaki metinler ayrıca tartışılır oralara girmiyorum, diğer dikkatimi çeken konusu ise ekonomi metinleri…Daha çok devlet ve bireysel tasarrufları ön plana çıkaran; refah eşitliği, adil gelir dağılımı ve ekonomik çıkarları ön planda tutan bu sisteme göre, hem devlet daha fazla tasarruf edecek, hem de bu tasarruf ettiği kaynakları halka eşit ve adil bir şekilde dağıtacak. Metnin finans ayakları bundan oluşuyor…

Bazı köşe yazarlarını takip ettim. Efendim, metinde enflasyon tek haneliye indirilecekmiş. Neden tam rakam verilmemiş? 3-5 yada 9 belli değilmiş. Mevcut hükümet enflasyonu tek haneliye indireceğiz derken rakam sormuyorlar! Ayrıca enflasyonun tek haneliye inmesi demek rakam önemli değildir. Hedefiniz tek haneliyse 3 olur, 5 olur yada 8 olur. Bunun önemi yoktur. Enflasyon şu ortamda yüzde 100’leri geçmişse (ENAG’a göre) tek haneli hedef başlı başına ciddiyettir. Dedim ya, eleştiri olsun diye eleştiri yapmak, tamamen anlamsızdır…

Diğer önemli gördüğüm maddelere birlikte göz atalım:

- Beş yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelirimizi en az iki katına çıkarılacak.

- Enflasyon iki yıl içinde düşük tek haneye kalıcı bir biçimde indirilecek.

- Türk Lirası’na yeniden itibar ve istikrar kazandırılacak.

- 2018 sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluk sıfırlandırılacak.

- Merkez Bankası bağımsızlığına müdahaleye ve yetki sorumluluk çatışmasına yol açan, hiçbir işlevselliği bulunmayan Finansal İstikrar Komitesi kaldırılacak.

- Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki uçak sayısı azaltılacak.

Fiyat istikrarı, tasarruf, cari açığı kapatacak önlemler, TL’nin verimli şekilde değerlenmesi, üretimin her alanda canlanması, ithalatı azaltıp daha fazla ihracat odaklı çalışmalar ve milli geliri gerçek anlamda artırıcı önlemleri ön plana çıkaracak bu çalışmalar, kimden gelirse gelsin itiraz edilecek bir durum değil…

Dış ticaret açığının 110 milyar doları aştığı şu ortamda, halen para basılıp kredi muslukları açıldıysa (yüksek enflasyona rağmen) bir şeyler iyi gitmiyor demektir. Türkiye’deki en önemli sorunlardan biri zaten bu değil mi? Her seçim dönemlerinde hükümetler kredi musluklarını açıp bol keseden dağıtmıyorlar mı? Peki ya sonrası?

Sonrasını ise seçimlerden sonra halk yıllar boyu çekiyor. Ya yüksek enflasyonla yada kemer sıkma politikalarıyla…Bu yüzden Türkiye’nin gerçekten dürüst ve adil bir sisteme geçmesi, tek 1 TL’nin boşa gitmemesi için yeni politikalar üretilmesi gerekir.

İsraf ekonomisi sadece devlet kasasını değil, Edirne’den Kars’a ülkenin dört bir yanındaki halkımıza zarar vermektedir. 6’lı masanın ekonomi mutabakat metni sadece partilere özgü değil, aynı zamanda bir devlet politikaları olmalı. Ülkenin başına kim gelirse gelsin, bu politikalar özümsenmeli ve kullanılmalıdır. İsrafı ve verimsizliği bu ülkede kim savunabilir?

KOCA DEVLET SMA’LILARA BAKAMIYOR MU?

2020 yılında ülkede SMA’lı sayısı 1300’ler civarıydı. Şimdi ise bu sayı 1500-1600’lerde olduğu tahmin ediliyor.

Polonya, yeni doğanlar ile altı aylığa kadar olan Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastası bebeklerin gen tedavisi için harcanan ücretlerin devlet tarafından karşılanacağını bildirdi. Dikkat edin Polonya’dan bahsediyorum.

Bizde ise sadece 2 ilacı karşılanıyor ve Bilim Kurulu konuyu kapatıyor. Arkadaş, koca devlet tüm SMA’lıların tedavileri karşılayamayacak güçte mi? Sadece müteahhitlere verilen (büyük projelere) garanti desteğinin bir kısmıyla 10 binden fazla SMA’lı iyileşebilir.

Uçmayan yolcunun, geçmediğimiz köprünün, girmediğimiz tünelin ücretini karşılayabiliyorsak pekala SMA’lı miniklere de yardım edebiliriz…

Sadece Çanakkale Köprüsü’ne geçen yıl 16 milyon araç garantisi verildi. Geçen araç sayısı ise 1,6 milyon… Gerisi ne olacak? Hazine’den, yani vatandaştan gidecek. Bunlara para aktaran devletten, SMA’lılar için de ücretsiz yardım gelebilir…Bekliyoruz bakalım…

CESUR BİR RUH ALTINDAN KIYMETLİDİR

Cesaret bazen özgürlük bazen de huzurun teminatı…Yeri geldiğinde kullanırsın. Bunun karşılığı ise ve halkın en nefret ettiği karakter; korkaklık yada ‘bana zarar gelmesin’ kelimelerdir…

Bazen başına iş açar korkaklık; düşünürsün işin içinden çıkamazsın…Sonra bu korkaklığın başkalarına zarar verir…İçinden çıkamazsın sonra gemileri yakmak yerine, cesaretsizliğini kaypaklıkla birleştirir üzerinden atmak zorunda kalırsın…

Zordur kardeşim cesur olamamak. Herkesin harcı değil…Sonra kaybolup gidersin, neden cesur olamadığını irdelersin…Giden gitmiş, zarar gören görüştür. Sen sen ol, hiçbir şey cesaretinin önüne geçmesin…Unutma, cesur bir ruh altından kıymetlidir…