Sakarya basınının yakından tanıdığı bir isim olan Erhan Tandoğan, artık köşe yazılarıyla Haberlisin'de. İşte Erhan Tandoğan'ın ilk yazısı...
Hangi maksatla ve sonuç düşüncesiyle yapıldığını anlamadığım metrobüs projesinin Sakarya için gereksiz olduğu kanaatindeyim. Hatta bu konuda anket yapılacak olsa eminim birçok Sakaryalı projenin gereksiz olduğu konusunda olumsuz sonuçlarda birleşecektir. Zira, şehir için elzem olduğu bilinen hafif raylı sistemin öncesinde getirilen proje, daha okullar açılmadan bile trafiği felç etmiş durumdaydı. Hatta bazı caddeler bu proje sayesinde hayalet görüntüsünü andırmaktadır.
Gelelim projenin neden gereksiz ve rantable (verimli) olmadığı konusuna…
1-Sakarya’nın caddeleri, metrobüs ve raylı sistemi bir arada kaldıracak ölçüde planlanmadı. Bu nedenle, eğer ileride raylı sistemi getireceğim diyorsanız, metrobüse neden ihtiyaç duydunuz? Raylı sistem gelecekse metrobüs yatırımı israf değil mi? Metrobüs ve raylı sistemler ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin taşıyacağı bir ortak projedir.
2-Metrobüsün geçtiği güzergahların bazı bölümleri araç trafiğine kapatılmış, bu da araçların belli bölgelerde yığılmalarına neden olmuştur.
3-Metrobüsün geçtiği bazı caddeler tamamen sessizleşmiş, insan ve araç trafiği olmadığı için bölge hayalet caddeyi andırmaktadır. Örneğin, Müftülük önündeki cadde bu konuda en iyi örnektir. İnsan ve araç hareketliliği, bu caddeyi (karşı taraf) hareketli kılmaya yetiyordu.
4-Metrobüsün geçtiği caddeler, oldukça daraltılmış, bu da bazı araçların metrobüs yolunu kullanmalarına neden olmuştur.
5-Kent meydanında birçok otobüsün rahatlıkla girebildiği ve yolcu aldığı alan, minibüslerle ortak kullanılmaktadır. Burası tam bir facia. Araçlar girip çıkarken, o kalabalığa bir de araya sivil araçların girmesi, projenin ne kadar anlamsız olduğunun en büyük kanıtı.
6-Kent Meydanı duraklarını hem otobüslerin hem de minibüslerin ortak kullanması, görsellik açısından da oldukça kötü. Hangi araçların nereden kalktığı konusunda ise vatandaş hala tam bilgiye sahip değil.
7-İçinde bulunduğumuz yıl için hafif raylı sisteme 17 milyon bütçe ayrılmış. Bu sadece mühendislik (fizibilite) hizmetlerine yetecek bir pay. 2026 yılının bütçe paylarını merak ediyorum. Zira, Karasu demiryolunun 2025 bütçe payına baktığımda 1000 TL gibi sembolik bir rakamın ayrılması, hafif raylı sistem konusunda endişelerimi daha da yoğunlaştırdı.
8-Bu şehrin halkı metrobüs değil, hafif raylı sistemi istiyor. Bunu yılladır dile getirdik ve getirmeye de devam edeceğiz. Şehrin metrobüslere ihtiyacı yok. Bu ihtiyaç, Büyükşehirin elinde zaten bulunan körüklü otobüslerle de pek ala giderilebilirdi. 2-3 tane körüklü otobüsü kırmızıya boyayıp piyasaya sürmek olsa olsa israftan öteye gitmeyecektir.
9-Geçmiş başkanların bir türlü beceremediği yada bazı STK’ların emrine uyup raylı sistemi hep arka plana atması bir başarısızlık örneği olarak tarihte yerini almıştır. Yusuf başkan şu an test aşamasındadır. Bu şehre raylı sistemi getiremediği taktirde, diğer başkanların akıbeti gibi tarihte yerini alacaktır.
10-Metrobüs sadece belediye duraklarını bölmekle kalmamış, minibüslerin de duraklarını farklı yerlere bölmek suretiyle şehirdeki düzeni alt üst etmiştir. Gar önünden kalkan minibüslerin bir kısmı yukarda belirttiğim gibi Kent meydanını otobüslerle paylaşırken, bir kısmı da daha ileride 2-3 duraklara ayrılmıştır.
Keşke metrobüs yerine hafif raylı sistem için daha somut adımlar gelseydi. Vatandaş o zaman her sıkıntıyı çekmeye razı olurdu…
SEÇİM EKONOMİSİ Mİ GELİYOR?
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın haziran-temmuz-ağustos dönemlerindeki borçlanma verilerine bakıldığında ilginç bir tablo gözümüze çarptı. Hazine, bu dönem gereğinden fazla borçlanmaya gitmiş.
Yani kendi dümenini döndürecek bir borçlanmadan daha fazlası. Bu dönemde 622 milyar TL borçlanan Hazine’nin amacı nedir merak ettim doğrusu. Tabi aklıma çeşitli senaryolar geldi. Mesela;
- CHP’nin 15 Eylül’deki davasından sonra çıkacak sonuca göre kasım ayında baskın bir seçim mi gelecek?
-O zaman zarfında memura, emekliye ve asgari ücretliye hatrı sayılır bir zam mı gelecek?
-Veyahut, bunların yanında iktidar baskın seçim için kendine hazırlık mı yapıyor bilemedim lakin Hazine’nin bu kadar borçlanması da pek hayra alamet değil. Bekleyip görelim bakalım…
BAŞKAN DİNÇ’E EKONOMİK NASİHATLER
Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç’e de köşemizde biraz yer verelim. Kaynak yaratma konusunda sıkıntısı bulunan başkan Dinç, her ne kadar “Ben işimi kendim çözerim” babında hareket etse de kendisine birkaç kelam edelim.
-Belediyenin kısa vadeli projeleri için hibe kaynaklı projelerine daha fazla önem vermesi gerekir.
-İller Bankası bir finansman kaynağı olması kadar aynı zamanda bir borç unsurudur. Bunun yanında Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden (GBVG) ilçe belediyelerine gelen kaynak da elbette yetersizdir. Bu sebeple hibe kredileri üzerinde daha fazla efor sarfetmeli, bazı ihtiyaçları bu kaynakla karşılamalı.