Vatandaşların ve yatırımcıların güvenli liman olarak gördüğü altın, son birkaç haftadır agresif hareketleriyle dikkat çekiyor. Sadece 1 ayda 600 TL’nin üzerinde değer kazanan altın, küçük yatırımcıların iştahını kabartıyor.
Peki asıl soru şu; altında bu sert yükselişler devam eder mi? İkinci soru; bu agresif hareketler ne kadar güven verici? Sadece iç talebin yoğun baskısı bir yana, küresel gelişmelerden de fazlaca etkilenen altındaki yüksek gerilim normal değil. Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) yılsonuna kadar faizlerde gevşeme sinyalini de alan altın, daha fazla talep toplarken, ülkelerin stratejik kararlarından da fazlaca etkileniyor.
Altında kısa vadeli düşünmek aceleden başka bir şey değildir. Uzun vadeli düşünen yatırımcı her zaman kazanmıştır. Vatandaşa önerimiz altın aldığınızda uzun bir süre bozdurmaya yanaşmayın. Bırakın kenarda dursun. Kısacası; al sat değil, al-yat…
Asgari ücretli ne kadar kaybetti?
İçinde bulunduğumuz yılın başında 22.104,00 TL olarak açıklanan asgari ücretin üzerinden 9 ay geride kaldı. Bu bağlamda yüksek enflasyonun peşinden getirdiği erime, asgari ücretliyi adeta çarptı.
Ocak-eylül ayları arasındaki enflasyon sebebiyle kayıp tam 5 bin 621 TL, yani asgari ücretlinin maaşı şu an itibariyle 16 bin 483 TL’ye gerilemiş durumda. Bu kayıp, 3 ay daha devam edecek ve kayıplara ortalama 1500-1800 TL daha ilave edilecek ve asgari ücretteki erime korkunç boyutlara ulaşacak.
Peki 2026 yılında asgari ücrete ne kadar zam yapılır derseniz bunun cevabı hem politik hem de ekonomik. Hükümet zaten baştan söylemişti. Artık ücretlere gerçekleşen enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre zam yapılacak demişti. 2025 yılı sonu hedefi yüzde 30 olduğuna göre artık zam oranına siz karar verin…
Çarklar halen dönmüyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, geçen ay (eylül) İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranları (KKO) verilerini açıkladı.
Buna göre, eylül ayında imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1821 iş yeri tarafından İktisadi Yönelim Anketi'ne verilen yanıtlar toplulaştırılarak değerlendirildi.
İmalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış KKO, geçen aya göre 0,2 puan artarak yüzde 73,8 oldu. Mevsimsel etkilerden arındırılmamış KKO, eylülde geçen aya göre 0,5 puan artarak yüzde 74'e çıktı. Geçen aya göre yarım puanlık (yine de çok düşük) bir ivmelenme olsa da 2024 yılı eylül ayına göre yüzde 1,20 azalış var.
Bunun da anlamı, ekonominin çarkları halen dönmüyor. Ülkemizin atıl vaziyette halen yüzde 26’lık bir dilimi mevcut. İlginçtir ki 1 yılda enflasyonun ve faizlerin inmesine rağmen KKO oranları, bu verilere uyum sağlayamamış gözüküyor.
Ekonomide bunun anlamı şu şekilde özetlenebilir:
1-Piyasaların ve hanehalkının algıladığı ve yaşadığı enflasyon rakamları ile resmi enflasyon arasında büyük farkın olması.
2-Yine TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları ile ENAG grubunun enflasyon rakamlarının arasında nerdeyse 2 kat farkın olması…
3-İş dünyasının finansmana ulaşmada yaşadığı sıkıntıların, resmi enflasyonun 1 yıl zarfında düşmesine rağmen devam etmesi…
4- Türkiye’de sadece tarım ve gıda değil, diğer sektörlerde de maliyet enflasyonunun çok yüksek olması KKO oranlarını istenilen seviyeye getiremiyor.
5-Üretici Fiyat Endeksi’nin (ÜFE) Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) olan zincirleme etkisi de diğer bir sebep arasında…
Eylül ve ekim aylarının rakamları geldikçe daha geniş perspektiften bakacağız. Şimdilik başlıkta dediğimiz gibi, çarklar halen dönmüyor…