Dünyanın sayılı tatlı içme suları arasında yer alan ve adeta tüm şehirlerin gıpta ile baktığı Sapanca gölü maalesef kurumaya devam ediyor. Konuyu sadece yağışların yetersizliğine indirgemek biraz kolaya kaçmakla eşdeğer.

Evet, Türkiye son yılların en düşük yağış miktarını eylül-ekim ve kasım aylarında yaşadı fakat gölün gittikçe kuruması, sadece yağış rejiminden kaynaklanmıyor. Peki diğer önemli unsurlar neler?

-Gölün kendi rejimini güçlendirecek ve yeniden hayat bulacak olan, dereleri besleyen kaynakların kuruyor olması.

-Bu derelerin önüne çöreklenen su fabrikaları

-Önüne bir türlü geçilemeyen su israfı

-Tüpraş’ın soğutma işlemleri için gölden su çekimi

-Çevre kirliği

-Bu kirlilikten doğan ekolojik dengenin ve dolayısıyla gölün biyolojik yapısının çökmeye başlaması ve buna bağlı bazı nedenlerden ötürü gölü kaybediyoruz.

Son günlerde göl kıyılarını gezdiniz mi? Özellikle Arifiye Gölpark, Serdivan Gölpark ve Sapanca kıyı şeridine gidenler, göldeki çekilmeyi net şekilde görmüşlerdir. Suyun kıyıdan yaklaşık 35-40 metre çekilmesi karşısında bizler neler yapıyoruz peki?

Örneğin Büyükşehir Belediyesi-SASKİ yada Valilik? Veya her meselede öne çıkan SATSO veyahut Sakarya Üniversitesi ile SUBÜ bu konuda neler yapıyor? Meseleyi salt iklim konusuna getirmek, bizleri sorumluluktan kurtaracak mı?

Sapanca Belediye Başkanı Nihat Arda Şahin su fabrikalarına karşı verdiği mücadelede hangimiz kendisine destek olduk? Yukarda saydıklarımdan hangi kurum bu mücadelede Sakarya adına yanında oldu? Hani mesele partiler ötesiydi? Her meseleye parti gözüyle baktığımız sürece Sakarya’nın hiçbir sorununu çözemeyiz.

Bu saatten sonra su fabrikalarının kapılarına kilit vurulsun demiyoruz lakin denetim konusunda neler yapılıyor? Örneğin, resmi su çekimi 80 lt/sn olsun diyelim. Bu fabrikalar bu rakamın çok üzerinde çekim yaptıkları bir gerçek. Zaten bu yüzden Başkan Şahin kendilerini denetlemek istemiş, firmalar buna engel olmuştu. Sahi Çevre İl Müdürlüğü bu konuda ne yapıyor, ya da Ticaret İl Müdürlüğü? SATSO’nun ise harekete geçmesini zaten beklemiyorum zira kendilerine üye olan bazı isimler aynı zamanda su fabrikalarının sahipleri…

SASKİ cephesinde de bir şey yok. Her yıl su çevresinde temizlik yapmak da gölü kurtarmayacak. TÜPRAŞ ise ayrı bir sorun. Sadece bu konuda yani firmanın gölden su çekmesini önlemek için yoğun bir çaba sarfedildi ondan da bir sonuç alınmadı.

Göl seviyesi 32-33 metrelerden, 28 metreye indi. Gölün bazı bölümlerinde (su seviyesinin düşmesi sonucu) adacıklar oluştu. Kıyılardaki tekneler karaya oturdu, bir zamanlar iskelelerin altından balıkları izlerken; şu an altında çorak toprağı görebilirsiniz. Ayrıca kıyılarda yoğun şekilde yosunlaşma mevcut.

Hep birlikte gölün kurumasını bekliyoruz. İlla birşeyler bulunur, yağış olur nasılsa kurtulur gibi düşünceler göl için tehlike çanlarını çoktan çalmış durumda. Sonbahar yağışlarının yeterli olmaması da bilim adamlarını kara kara düşündürüyor. Bugünden itibaren tedbir almazsak göl elimizden gidecek…Sakarya’yı sevdiğini iddia edenleri göreve davet ediyorum…

Raylı sisteme ne kadar bütçe gelecek?

Birkaç yıldır bütçe gelmedi, sembolik rakamlarla (örneğin 1000 TL) Sakarya çok zaman kaybetti. 2025 yılında ise sadece 17 milyon ayrıldı. Bu da ancak mühendislik proje ve etüt çalışmaları için öngörüldü. Asıl merak ettiğim 2026 yılında Sakarya’nın raylı sistemine ne kadar bütçe ayrılacak.

Projenin ne kadar ciddiye alındığını bu ay Cumhurbaşkanlığı 2026 Yatırım Programı ile öğreneceğiz. Gerek Büyükşehir gerekse merkezi hükümetin, Sakarya’nın raylı sistemine bakışını hep beraber öğreneceğiz. Önümüzdeki yıl da sembolik rakamlar ayrılırsa, Sakaryalılar raylı sistemi unutsun…Bu işi takip etmeye devam edeceğiz…