Yazınca kötü oluyoruz, daha önemlisi yazdığımızı anlamayanlar itirazlarını sürdürürken; bazıları da ortaya konan politikaların yanlışlığını bildiği halde seslerini çıkarmıyor. Sebebini de açık bırakayım siz doldurun…

Hatalar zinciri nerede başladı madde madde anlatayım…Böylesi daha çok akılda kalır…

-Pandeminin hemen sonrasında dünya ülkeleri faizleri yükseltirken, Türkiye ise yüksek enflasyonda tam tersini yaparak faizleri indirdi…

- Faiz indirimi etkisiyle TL’nin değeri hızla düşerek döviz fiyatları yükseldi ve maliyuetler etkisiyle bugünkü enflasyona (ENAG açıklaması yüzde 108) boyutlarına gelindi.

-Döviz fiyatlarını baskılamak için son iki yılda kamu bankaları ve Merkez Bankası aracılığıyla milyarlarca dolar piyasaya döviz sürüldü. Belli bir dönem sabit kalan kurlar, Mehmet Şimşek’in göreve gelmesiyle serbest bırakıldı ve 19’larda sabit kalan dolar, bugünkü halini aldı…

-Yani dünyada şu an gıda fiyatları son 28 ayda sabitken, ülkemizde artmaya devam ediyorsa bunun sorumlusu elbette ki vatandaşlar değildir.

-Kamuda tasarruf hiçbir dönemde elle tutulur şekilde gerçekleşmedi. Bu dönemde de aynı şekilde…Bunu belediyelerde de görmek mümküm. Örneğin, 15 TL’ye yapılacak bir ihale, birilerine 20 TL’ye veriliyorsa, burada tasarruftan bahsetmek mümkün değildir. Bürokrasiye veriken talimatla, kağıt fotokopi tasarrufu tasarruf değildir. Asıl mesele, devletin ve belediyelerin ihalelerdeki israfıdır…

-Bunların yanında araç saltanatı müthiş şekilde devam ediyor. Ülkemizde makam aracı sayısı 125 binleri geçerken, ABD’de ise 35 bini bulmuyor. Bunların şoför, servis, yakıt ve parça masraflarını gelin siz düşünün…Böyle bir ülkede tasarruf yapabilir misiniz?

-Boşalan Hazine ve Merkez Bankası’nın rezervlerini (swapları çıkartırsanız bakiyenin eksi olduğunu göreceksiniz) ÖTV ve KDV artışlarıyla dolduramazsınız. Ülkenin israf sorununu ve seçim ekonomisini bitirmediğiniz sürece bu devran hep böyle dönecek…

-ÖTV ve KDV artışlarının yeterli olmadığını gören hükümet, sıcak parayı getirmek için yurtdışı gezilerini boşuna gerçekleştirmedi. Döviz fiyatları ve altın yükselmeye devam edecek. Bunu durdurmanın yolu piyasalara güven vermek, para ve maliye politika araçlarını doğru kullanmak, üretimi engelleyici planlardan uzak durmaktır.

-ÖTV ve KDV artışları (dolaylı vergiler) tüketimi direk etkilemekle kalmayıp, halkın alım gücünü direk etkileyen unsurlardır. Bunların artırılması talep düşürücü, gelir azaltıcı, işsizliği artırıcı, sermayenin fakirden zengine transferi gibi olumsuz etkileri vardır. Bunları ellemek yerine, zenginden daha fazla vergi almak yada kaçıranların peşine takılmak aklınıza gelmiyor mu? Ülkede adalet sorunu düzelmediği sürece ekonomi de düzelmeyecektir. Mesele bu kadar basittir.