Klavyenin başına oturdum, yazıya başlayacağım. Ancak ne elim gidiyor ne de aklımdan çıkarabiliyorum. Bazen öfkenize mağlup olursunuz, işte tamda öyle bir durum.
Yaz ayları şen/şakrak konular işlesek, tatil diyebilsek ama ne mümkün.
Bir gece yarısı zamlar peşi sıra geldi, sabah uyandık ki başka bir Türkiye var. Bazı aklı evveller “ezan susmayacak, bayrak inmeyecek” derse de artık buna inanacak yurttaş sayısı da sanırım yoktur.
Yaşanılanın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. “Faiz sebep enflasyon sonuç” teorisinin bizi getirdiği yer bu ve daha bu iyi günlerimiz. İleride bizleri daha kötü günler beklemekte, bunun işaretleri de çok açık.
Böylesi bir duygu halinde ne yazılır.
Döviz ve akaryakıtta yaşanılan akıl ötesi zamlar hayatın her alanını etkilemekte. Sözüm ona memura zam verildi henüz zamlı maaşı alamadan zam yağmuru altında eridi gitti. Geçtiğimiz ay asgari ücret zammında olduğu gibi.
Dolar cinsinde 485 dolara tekabül ediyordu ilk açıklandığında bugün ise 434 dolara tekabül ediyor.
Tabii maaşımızı dolarla mı alıyoruz diyenler çıkacaktır. Onları kendileri ile baş başa bırakalım. Memur maaş zammı açıklaması da aynı kaderi yaşadı.
Hele ki emeklinin başına gelen ise vay ki vay, tam bir fecaat. Sgk emeklisi kök maaş zammı gibi bir takım iddialar dolanıyor ortada ki yazık.
Sanki emekliler bu memleketin evladı değil ve hizmet etmemişler, devletin sırtında kambur olarak görülüyor.
Emekli maaşı ev kirasına yetmiyor buna itirazı olan yoktur sanırım. Ya da AKP’nin herhangi bir kademesinde bu hususta bir anket çalışması yapalım ne cevap alırız bir bakalım.
Şehir merkezi ve Serdivan da emekli maaşına ev kiralayabilme şansınız yok. Meselenin özeti budur.
Derin bir yoksulluk yaşanmakta, benim hatırladığım hiçbir dönemde böylesi vahim tablolar yaşanmadı. Hiçbir ekonomik kriz böylesi sonuçlar doğurmadı.
Kıbrıs barış harekatında uygulanan ambargo sonuçları dahi böyle değildi.
Daha da kötüye gidiyoruz maalesef. Ne çalışan halinden memnun ne de iş insanı. Birden fazla maaş alanlar ve sistemin beslediği azınlık hariç tabii.
Hala daha neden bu durumdayız diye fikir yürütmüyorlar.
Tüketim toplumu olduk son yirmi küsür yıllık iktidarlarında.
Üretimi düşünmeden sadece tüketip, tarım alanlarını beton stoğuna dönüştürmek asli görevleri, ekonomiyi böyle düzelteceklerini zannediyorlar.
Temel gıda ürünleri başta olmak üzere hayatımızın her alanını olumsuz etkileyeceği, bundan sonrasının daha da güç olacağı ortada.
Son günlerde Yurdumuzda da oldukça hissedilen sıcaklar maaşları eritti, bizleride eritecek.