HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Ev kirasının emekli aylığından yüksek olduğu tek ülke Türkiye’dir. Ülkemizin kötü birinciliklerine dair daha pek çok örnek vardır. Atatürk’ün kurduğu parti olmasına rağmen Atatürkçü görünen ama hiçte Atatürkçü olmayan, solcu görünüp liberal dile sahip bir sağcı parti olan ve iktidara gelmeyi hedeflemeyen ana muhalefet partisi de Türkiye’dedir.
*
Uçaklar Yeşilköy’den havalanıp Yeşilköy’e indikleri zamanlarda Yeşilköy’den kalkan bir uçak Bakırköy akıl hastanesinin üzerinden geçerken başhostes, kaptan pilotun kahkahayla güldüğünü görür ve kaptan pilota gülüşünün sebebini sorar.
Pilotun cevabına yürek dayanmaz.
- “Başhekim kaçtığımı öğrenince kim bilir nasıl şaşıracak?”
*
20 yıldır iktidarda olan parti dini önceleyen bir parti. Kendileri, içinde olduğumuz durumun da tek sebebi. Bizi yöneten partiye bir hatırlatma hikâyesi anlatmak istiyorum.
Hz. Ömer bir kasabaya gitmiş. Kasabanın ileri gelenleri bal ve süt ikram etmişler. Hz. Ömer onlara:
- “Bu kasabadaki herkes bunları yiyebiliyor mu?” diye sormuş.
- “Hayır” demişler.
Hz. Ömer bu cevabı alınca
- “Bunları önümden kaldırın” demiş bal ve sütü önünden kaldırtmış.
Halkın sıkıntısını anlamadıkça hak için mücadele verilmiş olmaz. Halkın sıkıntısını anlamak için halkla birlikte, halk gibi yaşamak şarttır. Ey iktidar ve muhalefet parti yönetici ve mensupları bunun için itibardan tasarruf gerekmez mi?
*
Biz sıradan insanların yani halkın suçu yok mu, var elbette. Boş umut beslemektir suçumuz. Tarafımız ne olursa olsun fark etmez. Boş umut beslemesek gerçekleri görürdük.
“Öküzün süt vaadine kananlar, kısa sürede inek gibi sağıldıklarını anlarlar.”
Bu Çin ata sözü bizim boş umutlarımıza söylenmiş söz gibidir.
*
Kahkahayla gülmeleri geçtim, gülümsemelerin unutulduğu günümüzde gülen çocuk yüzleri görmek giderek zorlaşıyor. Bu maaşlarla hangi çocuğun yüzünü güldürebilirsiniz ki? Bugünkü yazımızı bu konuya ilişkin bir hikâye ile bitirelim.
*
Alışveriş merkezinin birinde kasada sıra beklerken iki sıra önümdeki çocuğun parasının aldığı şeye yetmediğini duydum. Kasada ki kız
- “İçlerinden birini seçmek zorundasın” dedi.
Çocuk bir elindeki çikolataya bir de ucuz kolaya baktı, çikolatayı bıraktı kolayı alıp göğsüne bastırdı. Çikolatası belki 50 kuruş bile değildi. Hiç seslenmedim. Kasadan geçtim dışarıda çocuğu yakaladım.
- “Bu kola öyle kuru kuru içilir mi? Gel bir şeyler alalım yanına dedim. Tuttum elinden daldık tekrardan alışveriş merkezine. Kucağına doldurabildiğin kadar çikolata alabilirsin dedim.
- “Kucağım küçük koynuma koyuyum mu dedi.
- “İyi fikir neden olmasın dedim.
Gördüğü ne varsa aklına düşenden ikişer tane aldı. Kasaya gittik...Yürüyen bandın üzerine oturttum... Kasadaki kıza bandı yürütmesini istedim. Elinde kola ile bandın sonuna kadar gülerek geldi. Ayağa kalktı karnını açtı çikolataları tezgaha düştü. Kız güldü çocuk güldü dünya güldü. Neyse hesabı ödedik, poşet alıp ne aldıysak koyduk içine. Dışarı çıkınca bana boynunu geriye atarak baktı...
- “Keşke iki tanede bardak olsaydı” dedi.
- “Ne yapacaksın kolayı beraber mi içeceğiz, sağol ben içmem kola.”
- “Hadi şimdi doğru evine” dedim.
- “Yok sana değil. Her şeyden iki tane ama kola bir tane. Kız kardeşim ağlar” dedi.
Bir daha daldık markete. Bir kola daha aldık. Bir daha güldük. Bir daha mutlu olduk... Çocuk arkasına bakmadan koşarak eve gitti. Market kapısının önünde, arkasından bakarken kasadaki kız yanıma geldi.
- “Tanımıyorsunuz dimi bu çocuğu” dedi.
- “Yoo” dedim.
- “Neden böyle bir şey yaptınız o zaman” dedi.
- “Çünkü çok zenginim ben” dedim.
- “Haa o zaman tamam” dedi.
- “Size dokunmaz. Ne iş yapıyorsunuz” dedi.
- “Çocukların gülüşlerini satın alıyorum” dedim...
*
Çocuk gülüşlerine önem veren boş umutlarla inek gibi sağılmaz.