Bazen bazı durumları anlatabilmek için güçlü argümanlar, mantık, güzel örneklendirmeler gerekir. Bazen de ne yaparsan yap sana anlatılanlar, anlatmaya çalıştığın şeyler veya yaşadığın durumlar mantıklı bir zemine oturmaz. Hep “ya bu kadarı da olmaz”, “nasıl yani”, “bu sadece bana mı saçma geliyor”, “yok mu bunu sorgulayacak, makul bir duruma getirecek biri” diyerek sorgulamaya başlarız. İzahı yoktur bazı şeylerin. Tam da bu zamanlarda bizler için mizah devreye girer.
Bugün işe gitmek için aracıma bindim. Kontağı çevirmek üzereyken, camda bir tıklama. Komşum. Trafik Polisi. “Sol ayağınla bindin arabaya” dedi. Gülümsedim. “Benim yok öyle batıl inançlarım” dedim. “Cezai işlem uyguladım” dedi. Tekrar güldüm. Şaka sandım. Meğerse ciddiymiş komşum. Garipsedim. “Peki” dedim. Sesli bir sorgulama yapmadan camımı kapattım.
Aracı çalıştırmak için tekrar hamle yaptım. Aracımı çalıştırdım.
Yine cama bir tıklama. Aynı komşu, aynı ciddiyet. “Emniyet kemerini takmadan aracı çalıştırdın” dedi. Tarih 1 Nisan değil. Şaka değil. Bu sefer gülmedim. İzah etmesini bekledim. “Yeni yönetmelik” dedi. Bir ceza daha. Neyse.
Kemerimi taktım, derin bir nefes aldım…
Ve nihayet yola çıktım. Yaklaşık 500 metre sonra trafik çevirmesi. Durdurdular. Camı indirdim.
Memur baktı, araca baktı, bana baktı. Tam ehliyetimi çıkartıyordum ki, kalınca ciddi bir ses. “Aracın tekeri dönüyor” dedi. Bu sefer gerçekten komikti içinde bulunduğum durum. İzah edilemezdi. Yine de sordum “Nasıl yani?”
“Dikkat dağıtıcı. Sürücüleri tehlikeye sokuyor dedi”. Bir ceza daha.
Herkes çok ciddiydi. Ben gülmeye başladım. Yine sorgulamadım. Akşam evdekilere gülerek anlatmanın heyecanıyla tekrar yola koyuldum. Çünkü bu sefer durumu bende izah edemez, sadece anlatabilirdim.
Bu ülkede bazen gerçekten ne yaptığın, nasıl yaptığın, neden yaptığın değildi mesele. Mesele birilerinin bunun böyle olmasını sadece istemeseydi.
Yaptığımız bütün o sesli olmayan sorgulamalar, mantıksız ve haksız gerekçelere çıkıyordu.
Kurallar vardı; Günlük ihtiyaçlara, uzun veya kısa zamanlı planlamalara göre değişkenlik gösteren.
Kurallar vardı; hayatı kolaylaştırmak için değil, birilerinin planlarında aksaklıkları gidermek için.
Kurallar vardı; arabanın ilerlemesi için tekerin dönmesini bile kusur sayardı.
Kurallar vardı; kuralların olduğu yerde güvenli ortamı, anlamı kaybettiren.
Ve artık bir anlam yoktu. Geriye sadece bir şey kaldı.
Mizah.
Çünkü bizim ülkemizde.
İzahı olmayan şeylerin sadece mizahı vardı.
İzahı Olmayan Şeylerin Mizahı
Tuğba Eğlengül
Yorumlar