Bir önceki yazımda öğretmenlik mesleğinin değersizleştirilmesini, öğretmenlerin yaşadığı zorlukları ve nasıl görmezden gelindiklerini anlatmıştım. O yazımda öğretmenlere dikkat çekmek isterken, bu yazımda biraz da öğretmenleri ve okulları eleştirmek istiyorum.
"Ya bize yol gösteren, zeminimizi sağlamlaştıran öğretmenlerin eleştirilecek ne yanı var?" diye düşünmeyin. Şimdi size oldukça göz alıcı ve gösterişli bir yanından bahsedeyim: mezuniyet kutlamaları.
Eskiden ilkokulda arkadaşlarımıza önlüğümüzü imzalatır, anı defterimizde her arkadaşımıza bir sayfa ayırır, karnelerimizi alır ve ardından ilkokulda bize eşlik etmiş olan herkesle vedalaşıp yaz tatilinin keyfini çıkarırdık. Şimdi ise ilkokul mezuniyetleri, düğünleri aratmayan bir eğlence ve gösteri şöleniyle kutlanıyor.
Kırmızı halılar, profesyonel fotoğraf çekimleri, gece elbiseleri, makyajlar, takım elbiseler, dans gösterileri ve çok daha fazlası...
Mesela, öğretmen olup bu toplumun geleceği için çocukları yönlendiren ve eğiten bir kişinin; gelinlikten bir tık sade, günlük elbiseden ise oldukça gösterişli bir kıyafetle sahneye çıkıp mezuniyet için dans gösterisi hazırlaması...
Mesela yine bir öğretmenin, gelin gibi rol yaparak elinde kurdelelerle bağlanmış bir buketten tek tek kurdele kesmesi...
Mesela bu öğretmenlerin yaptıkları şovu video kaydına alıp sosyal medyada paylaşması ve çocukları kendi sosyal medya hesaplarına meze etmesi...
Sosyal medyanın, henüz kendi kararlarını veremeyen çocuklar için (hoş, kendi kararlarını verebilen birçok yetişkin için bile) ne kadar tehlikeli olabileceğini her gün televizyon programlarında ve sosyal medya platformlarında görüyorken; öğretmenlerin öğrencileri pervasızca sosyal medya akımlarına ve kendi profillerine malzeme etmesi ne kadar vizyoner bir hareket?
Yetişkinlere ait ritüelleri çocuklara erken yaşta giydirmeyi, çocukları sosyal medya hesaplarımıza dekor yapmayı ve lise ile üniversitede yapılan cübbe giyme, kep fırlatma gibi kutlamaları anaokulundan başlayarak her eğitim kademesinde tekrar tekrar yaşatıp sıradanlaştırmayı bırakalım artık.
Eğitimi bir beğeni alma yarışına çevirirken çocukların mahremiyetini ikinci plana atmayalım. Bir de her öğrencinin aynı bütçeye sahip bir evde, aynı imkânlarla ve aynı bakış açısına sahip ebeveynlerle büyümediğini unutmayalım. Bu durumu burada uzun uzun anlatmaya, lafın tamamını söylemeye gerek yok.
Demem o ki; her ilkokulun bir düğün konseptine, her başarının konfetiye, her vedanın sahneye, her güzel anın profesyonel fotoğraf çekimine ihtiyacı yok.
Bir de şunu söylemek isterim: Sosyal medya hesaplarınızın dekora, yaşayamadığınız düğün ve kutlama anılarınızın ise öğrencilere ve okullara ihtiyacı yok.
Çocukların ihtiyacı olan şey; temiz bir okul, vizyoner öğretmenler ve sosyal hayatta bir toplumun parçası olarak nasıl yaşamaları gerektiğini öğrenebilecekleri sağlıklı bir eğitim ortamıdır.