Doğasıyla, insanıyla, havasıyla ve hatta sokak hayvanlarıyla bile övündüğümüz ülkemiz, zihniyet problemi zirve yapmış sözde vatandaşları yüzünden kirleniyor. Kirliliğin aslında her anlamda ülkemizin dört tarafını sarmış olduğunu dile getirmeden geçemeyeceğim. Ancak bugün bu yazımda, bile isteye katlettiğimiz doğamızdan bahsedeceğim.
Bu aralar sosyal medyada dönen doğamızın iki tip fotoğrafı var. Birincisi, gelen turistlerin paylaştığı yemyeşil ormanlarımız, mavi renkli boğaz manzaralarımız. Diğeri ise yerlilerimizin yürüyüş ve koşu için gittikleri çöp dolu ormanlarımız ve kirli atıkların bırakıldığı koylarımız.
Denize gidiyoruz, güzel geçen günün ardından plastik şişelerimizi, poşetlerimizi, izmaritlerimizi ve çekirdek kabuklarımızı bırakıyoruz. Mangala gidiyoruz, bazen yarım söndürdüğümüz kömürümüzü, yemek yerken kullandığımız peçetelerimizi bırakıyoruz. Ve bunu birimiz, ikimiz değil, binlercemiz yapıyoruz. Ardından çok güzel doğamızla övünüyoruz. Korkunç gelmiyor mu kulağa?
Biz, güzelliğini her gün biraz daha eksilttiğimiz ama gelen turistlerin doğasına, hayvanına, renklerine hayran kaldığı bir ülkeye bakıp "Doğamız çok güzel." diyerek kendimizi avutuyoruz. Biz bu kadar kirletmişken hâlâ övgülerle, güzel sözcüklerle anlatılan ülkemizin, biz henüz kirletmeye başlamamışkenki hâlini bir düşünsenize.
Belgrad Ormanı'nda yürüyüşe çıktığınızda ayağınıza takılan çöp poşetlerinin olmadığını, Sapanca'da bir bankta dinlenmek için oturduğunuzda etrafınızda çekirdek kabuklarının olmadığını, Antalya'da işgal edilmemiş bir kıyıda denize yürürken izmaritlerin ayağınıza yapışmadığını, herhangi bir sokakta yürürken pet şişelerle karşılaşmadığınızı düşünsenize. Bir yandan doğamızı kendi kendimize kirletmediğimizi ve diğer yandan dünyanın plastik yükünün bir kısmını ülkemize taşımadığımızı, atık ithalatı yapmadığımızı düşünsenize.
Sorunu böyle anlatınca sadece görüntü kirliliği sanabilirsiniz. Ancak sorun, denizden soframıza balıklarla birlikte taşıdığımız mikroplastiklerde; sorun, ekip biçtiğimiz toprağın üstünde onlarca yıl kaybolmadan duran plastiklerde.
Daha fazla çöp kutusu istiyoruz, bazen yetmediğini dile getiriyoruz. Ancak daha fazla sorumluluk almaktan kaçınıyoruz. Bu durum, belediyelerin tek başına düzeltebileceği bir problem değil; her vatandaşın yerine getirmesi gereken bir görevdir.
Doğanın bizlere ait olmadığını, bizim doğanın bir parçası olduğumuzu ve ülkemizin, çöplerimizi gönül rahatlığıyla etrafa bırakacağımız kadar değersiz olmadığını unutmayalım.
Seviyoruz, övünüyoruz ama korumuyoruz
Tuğba Eğlengül
Yorumlar