Yaptığınız iyiliğin karşılığında ne görmek isterdiniz? Bir teşekkür mü? Yoksa gürültülü bir alkış mı?
Eskiden "İyilik yap, denize at." denirdi. Şimdi ise, "İyilik yapmaya niyetlen, niyetini bir görüntünün üstüne yazıyla sosyal medyanda paylaş, ardından iyiliği yaparken video kaydı al ve duygusal bir şarkıyla editleyip gönderi olarak paylaş." deniyor. Sanırım yani.
Gizlice kapatılan veresiye defterleri, kapının önüne bırakılan erzaklar; yani kimseyi rencide etmeden, yardıma ihtiyacı olduğunu yüzüne vurmadan yapılan iyilikler ve iyi niyetler vardı. Kimse, "Buraya bakın, ben ne yaptım." diye kimsenin gözüne sokmazdı.
Şimdi ise çok farklı bir noktadayız. Çoğu kişi yaptığı iyiliği anbean kayda alarak paylaşıyor. Aslında bir taraftan yaşanan bu sosyal medya yardımları daha çok iyiliğe teşvik ederken, diğer taraftan rahatsız edici bir durumu gözler önüne serebiliyor.
Yardım etmek, yardımlaşmaya teşvik etmek çok güzel bir eylemken; yardım ederek görünür olmaya çalışmak ise çoğu zaman itici duruyor.
Görünür olmak için yardım etmek ve yardıma teşvik etmek arasında keskin bir çizgi var. Zaman zaman bu çizgi büyüyor, aradaki mesafe açılıyor ve bize görmek, duymak istemediğimiz şeyler sunuyor. Son zamanlarda yardım kuruluşları hakkında ortaya atılan iddialar ve yapılan soruşturmalar gibi.
Hukuk kararını vermeden kimseyi suçlamak ne kadar doğru olmasa bile, bu tür iddialar ve soruşturmalar hepimizin aklında aynı merakı uyandırıyor: "Acaba yaptığım yardımlar yerine ulaştı mı?" Maalesef artık cevabında ne duyarsak duyalım emin olamadığımız bu soru, içimizde büyük bir hüzne dönüşüyor.
Yapılan yardımlar yerine ulaşmadığında kaybedilen şey sadece bir miktar para olmaktan çıkarak pahalı bir güven kaybına yol açıyor. İnsanlar bu durumda sadece kurumlara değil, iyiliğin kendisine de mesafe koyuyor. Kırılan güvenler ve yapılan bağışların nereye ulaşacağını bilmediğimiz için bekletilen yardımın eksikliğini kurumlar değil, ihtiyaç sahipleri yaşıyor.
Yardım etmek, ne kadar hoş gözükmese de, yapılan yardımın şovunu sergilemek kadar hesabını verebilmek de önemlidir. Yardım zincirindeki güven, ufacık bir iyi niyet göstergesiyle başlasa bile hesap verilebilirlikle son bulur.
Ve iyilik, bir vicdana sığabilecek kadar büyük olduğunda anlamını bulur. Vicdanlarımızın son kullanma tarihini ve kotalarını kaldırdığımızda tekrar aynı iyi niyetle, bir yardım zincirinde buluşmak ümidiyle.