17 Ağustos… Ne kadar sıradan bir tarih gibi görünse de büyük bir sarsıntıyla hafızalara kazınan acı bir hatıra hepimize.

“Unutmadık, unutmayacağız, deprem gerçeğini unutmamalıyız…” Her 17 Ağustos yaklaşırken hepimizin tekrarladığı cümleler. Haklıyız da, unutmamalıyız.

Aradan tam 27 yıl geçti. Enkazlar kalktı, depremden sağ kalan çocuklar hayata atıldı, şehrimiz değişti ve o günden geriye Deprem Müzesi kaldı. Ancak 27 yıl, bu şehrin deprem yaralarını sarması için yeterli bir süre olmadı. Enkazlar kalktı ama hasarlı evlerde insanlar yaşamlarını sürdürmeye devam etti. Evet, şehrimiz çok değişti, gelişti, güzelleşti. 27 yıl boyunca ise her 17 Ağustos yaklaşırken bizler riskli binaları, mahalleleri konuşup durduk.

Kentsel dönüşümü konuştuğumuz 27 yılın ardından nihayet eyleme geçebildik. Biliyorsunuz, Sakarya'da bugün kentsel dönüşüm adına önemli bir adım atılıyor. Tığcılar Mahallesi'ndeki riskli yapıların tahliye süreci tamamlandı; 109 yapı ve 718 bağımsız bölümün bulunduğu ilk etapta yıkım süreci bugün gündemimizde.

Bu gerekli dönüşüm ve bilhassa kıymetli adım elbette hepimiz için çok önemliydi ve bizleri çok mutlu etti. Bunun yapılması için neden 27 yıl beklendi? Bu sorunun cevabı bende yok. Bildiğim bir soru varsa o da şu: Deprem habersiz gelen bir afet miydi?

Evet. Ne zaman geleceğini, nerede kırılacağını, kaç saniye süreceğini bilmiyoruz. Habersiz bir şekilde geleceğinden emindik sadece.

Neyse, değişimin geç olması hiç olmamasından iyidir. Tığcılar'la başlayan bu değişimi kutluyoruz ve hızlı bir şekilde şehrimizde gerekli olan her mahallenin aynı şekilde değişime girmesini umut ediyoruz.

Ve ne kadar kentsel dönüşümle evlerimizi yenilesek, sağlamlaştırsak da deprem çantamızı hazır ediyoruz, deprem anında yaşam üçgeni dediğimiz yerlere sığınıyoruz, sarsıntı bittikten sonra evdeki eşyaların derdine düşmeden en yakın toplanma alanlarına gidiyoruz.

Dönüşüyoruz, sorguluyoruz, hazırlanıyoruz.

Ve bu sayede 17 Ağustos'tan 18 Ağustos'a dayanıklı evlerimizi, bilinçli toplumumuzu ve minimum hasarla atlattığımız kötü tecrübemizi bırakıyoruz.