Yüreğime elek geçirdim. Şu, inşaatların önlerine kurulan, harç karmak için kullanılan, kumu çakıl taşlarından ayıran, büyük ayaklı telden eleklerden değil.
Çiftçilerin sapla samanı ayırmak için kullandıkları, kenarları tahtadan yuvarlak elekler gibi de değil. Onların arasından da illa ki bir iki çer çöp düşer. Benimki daha çok şu mutfaklarda un gibi toz durumunda olan şeylerin içine gizlenmiş yabancı şeyleri ayırmak için kullandığımız ince gözenekleri olan minik, saplı plastik un eleklerinden.
Sen kimsin ki yüreğine elek koyuyorsun, herkesin vardır eksiği, kimse kusurdan azade değil diyecek olanlara da cevabım var; benlik bir durum değil doktor onaylı bir reçete!
Doktora gitmesem aklımca kim bilir daha nelere yorardım şu yerli yersiz, kalbime saplanan sancıları. Bir sancı ki yetmişlik nineler dedeler gibi iki büklüm edecek cinsten. Boşluğa yel girince bıçak saplanması gibi bir ağrı da değil. Onu da tanırım.
Bir değil birkaç alandaki doktorla görüştüm, efordu, testti, röntgendi derken girmediğim bir cihaz kalmadı neredeyse. Aklımızda en ufak bir şüphe kalmasın dedik.
İki tip yürek varmış insanda. Birinci yaprak şeklinde olan ikincisi de biraz da büyükçe olması hasebiyle doktorlar kendi aralarında mangal yürek olarak ifade ediyorlarmış. Bilin bakalım benimkisi hangi türe giriyormuş: Mangal yürek!
Önce kulağa pek bir havalı pek bir manalı gibi geliyor. Gözü pek, canını hiçe sayan insanlar için kullandığımız bir deyim var sonuçta. E insan da hâliyle onunla bağdaştırmaya daha meyyal. Gelin görün ki deyimin karşılığı tehlikeli durumlarda bile cesurane davranan, korkusuz kimse olarak geçse de tıp literatüründe maalesef bunun karşılığı böyle değilmiş. Yüreğin gereğinden büyük oluşu komşu organların hakkına girmekle eş değermiş. Böyle bir kalple yola devam edince nefes almalar daha sıkıntı, en basit işler bile daha yorucu olabiliyormuş. Bu yüreği göğsünde taşıyanlar için daha bir dikkatli hayat gerekiyormuş. İlkokulda beden derslerini hiç sevmeyip hep kaytarmak istememin ve çocukluğumdan beri doğru düzgün koşamayışımın sebebi de böylelikle ortaya çıkmış oldu.
O değil de ben hâlâ doktorumun dediğine takıldım kaldım. Hareketlerini sınırlandırır bu kalp evet ama misafir ettiklerinle de alakalı dedi. Bir de şakayla karışık yüreğin büyük diye dünyayı alıp içine oturtacağını düşünme deyince orada aydım.
Diyeceğim ilaçların yanında doktor tavsiyesi bana bu elek. Bu genç yaşta daha çok kalp spazmı yaşamamak ve içimdekilerin incesini irisinden ayırmak için yüreğimi sallaya sallaya bir hâl oldum. Düşen düştü. Sonunda da yüreğimi eleyip duvara astım.