Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi ‘Kuru Otlar Üstüne’ Cannes Film festivalinden önemli bir başarı ile döndü. Filmin gösteriminden sonra uzun süre ayakta alkışlanan yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filmi ile aynı festivalde 2011 yılında ‘en iyi film’ ödülü aldığını hatırlatmakta fayda var.
Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinde Anadolu’nun doğal mekânları ana karakter olarak öne çıkmaktadır. Bir Zamanlar Anadolu’da, Uzak, Kasaba, Kış Uykusu, Mayıs Sıkıntısı ve Ahlat Ağacı gibi filmlerinde olduğu gibi Kuru Otlar Üstüne filmi de Anadolu’nun farklı bir köşesinden kesitler sunmakta.
Ceylan’ın filmlerinin her biri; cesaret edilemeyen konuları, göze alınamayacak mekanlarda işleyerek vicdanlara seslenen sessiz birer çığlık aslında.
Amacım burada Nuri Bilge Ceylan’a güzelleme yapmak değil. Zaten övgüye de ihtiyacı yok. O işini iyi yapan, başarılı filmlere imza atan bir yönetmen. Ceylan filmlerinde; sisteme yaranmak için gerçekleri görmezden gelme gibi kolaycılığı seçme yerine, sanatçının asli görevi olan sistem eleştirisi yapmayı tercih etmekte.
Sanat, spor ve bilim alanında uluslararası başarı elde eden çok az vatandaşımız var. Aziz Sancar, Orhan Pamuk, Nuri Bilge Ceylan ilk akla gelenler. Spor alanında da Galatasaray’ın bir UEFA Kupası şampiyonluğu var.
Uluslararası arenada başarıya imza atan değerlerimizi, eleştiri haklarını kullandılar diye’ linç etmeye kalkanları anlayamıyorum. En son “Kuru Otlar Üstüne” filminde canlandırdığı ‘Nuray’ karakteri ile Cannes Film Festivalinde ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü alan Merve Dizdar’ı ödül töreninde yaptığı konuşmadan dolayı yerden yere vurmaya kalktılar. Ne yapacaktı Merve Dizdar? Anadolu’dan dünyaya yankılanan sessiz çığlıkları görmezden gelip bir takım popüler kültür elemanları gibi güzellemeler mi yapacaktı. O bir sanatçı olarak görevini yaptı. Onun eleştirilerine öfkelenme yerine sistemin bu eleştiriye sebep olan durumları düzeltmesini dillendirmek daha doğru olmayacak mıydı?
Oysa öyle yapmadılar. Merve Dizdar’ın rol aldığı dizilere dikkat çekerek işine son verilmesini talep edecek kadar küçük hesap yapan sanatçılar (!) çıktı ortaya. Amaçları belli ki kendilerini hatırlatarak bir takım projelerde rol kapmak.
‘Kuru Otlar Üstüne’ filminin Kültür Bakanlığı ve TRT’den destek almış olmasını sorgulayanlara ise sözüm yok. Boş laflar. Bir film destek aldı diye yönetmen sisteme biat etmek zorunda değildir. Sanatçı hiçbir zaman biat etmez… etmemeli.
Kim ne dedi konusuna girmek istemiyorum. Zira kıskançlık duygularını dışa vuran bir güruhun tanıtımını yapmak istemiyorum.
Merve Dizdar’a yapılanlar bana fikirlerinden dolayı canlı canlı derisi yüzülerek öldürülen şair Nesimi’yi hatırlattı. Zamanla; Nesimi’yi katledenler tarih sahnesinden silinirken; Nesimi gönülden gönüle köprüler kurarak eserleriyle yaşamayı sürdürdü.
“Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem”
Merve Dizdar’ı tanımam. Dizi seyretmem. ‘Kuru Otlar Üstüne’ filmini Türkiye’de vizyona girmediği için izleme şansım olmadı. Oyunculuğu üzerine fikrim de yok. Öyle de olsa onun başarısını görmezden gelmek, sudan sebeplerle eleştirenleri alkışlamak gibi bir duruşum da olmaz. Hiçbir sanatçının da olmamalı.
Bu vesile ile Nuri Bilge Ceylan ve Merve Dizdar’ı tebrik ediyorum. Yolları açık olsun. Umarım gelecekte kuru otların yeşerdiğini, bolluk ve bereket içerisinde yaşanılan bir Anadolu’yu görmek nasip olur.