HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 Bundan 56 gün önce, 5 Nisan Çarşamba günü “Doktorumun Islığı” başlıklı yazım yayımlanmıştı, okuyanlar hatırlar. Çekilen EMG raporunu inceleyen doktorum uzun bir ıslık çalmıştı.

Bunun üzerine;

- “Söyle doktor söyle, yoksa ölecek miyim” dedim.

İçimden şunları söylemek geldi, söyleyemedim.

- “Ölmeden yarimi göreyim mi?

- “Ona veda şarkımı söyleyeyim mi?”

Ayıp olurdu, sululuğa kaçmanın gereği yoktu.

Doktorumun sesi beni kendime getirdi.

- “Yüzümü görmüyorsun. Üzüntülü ifadem yok, yüzümü görsen onu görecektin. Islık, rapordaki verinin çokluğuna dairdi.”

Doğru söylüyordu, bilgisayar yüzünü kapatıyordu. O da beni göremiyordu tabii.. raporu kız kardeşim vermişti, ben yan tarafta kalmıştım.

Sözü uzatmak istemiyorum bu konuya tekrar döneriz, şu seçimlere önce bir değinelim.

Bir seçim dönemini daha geride bıraktık. Bu seçimle merhum Başbakanlardan Demirel’in “boş tencere iktidar götürür” sözü tarih olmuştur. Bunda iktidarın elindeki devlet gücüne ek olarak işçiye, emekliye yaptığı maaş zamları mı, EYT yasasının çıkarılması mı, yoksa muhalefetin Ekmeleddin İhsanoğlu ile başlayan, küçük sağ partilere kırk vekil çıkarma asansörlüğüyle devam eden, kısaca her zamanki hataları ve öngörüsüzlüğü mü etkili olmuştur? 

Bu soru örneklerinden biri bile es geçilemez. Hepsinin çok büyük oranda etkisi olmuştur. Peki CHP’nin Atatürk’ün kurduğu parti olma özelliğini yitirmesi, örnek Atatürk milliyetçiliğini unutması    az şey midir? Adı neden gizli veya açık anlaşma ya da görüşmelerle HDP ile birlikte anılmasına yol açılır? Orta Anadolu, İç Ege ve Karadeniz buna oylarıyla tepkisini göstermiştir.

Yüksek enflasyon, gelir adaletsizliği, yoksulluğu geçtim, açlık sınırının altındaki ücret ve emekli aylıklarına rağmen başarısız bir seçim sonucu nasıl açıklanabilir? İnatla bir yere varacağını düşünen liderlik anlayışı terk edilip öncelikle kuruluş ayarlarına dönülmek zorunluluğu vardır. Yoksa partide, milliyetçi, laik cumhuriyet de feda edilmiş olacaktır. Bunun altından en güçlü liderler bile kalkamaz.

Altılı İttifak (ona bakarsanız cumhur ittifakı da yedili ittifaktır) bu seçimlerde yenilmiştir. Küçük partiler bulamayacakları fırsatlarla CHP’yi asansör gibi kullanarak 40’a yakın milletvekiline sahip olmuşlardır. Cumhur ittifakıyla birlikte hareket etmeleri durumunda halk oylamasına bile gerek kalmayacak bir güç elde edilmiştir. Bunun da sebebi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur. 

10 Mayıs tarihli ve “Seçimler Bayramdır” başlıklı yazımda; 

“ Türkiye Cumhuriyetinin amacı, ‘muasır medeniyet seviyesini’ yakalamak ve geçmektir. Bunu ilke olarak büyük önder Atatürk ortaya koymuştur. Bunu nasıl başaracaktır; tabii ki bilgiyle! Halkına  güvenmeyen aydın müsveddeleri Türkü cahil bulur. Oysa Türk, cahil değildir; öğrenme konusunda tembeldir sadece. Bunun önüne nasıl geçilecektir? Kadına ve eğitime önem vererek. (...)” satırlarını yazmıştım. Verildi mi? Verilmediğini görüyoruz, verilse bu günlere gelinmezdi.

Başlarken değindiğim konuya dönelim.

 

Dün aldığım tedavinin sonuçlarını görmek ve doktorumun kontrolünden geçmek için SEAH’a gittik. Sonuç olumsuz çıktı. Doktorum bedenimin tedaviye yeterli cevabı veremediğini gördüğünü, bu durumda tedaviyi kesmek gerektiğini belirtti.

Sonrası ayrıntı.

Son söz gene “Doktorumun Islığı” yazısından.

“Kendimi aşmayı yaşam bana çocukluğumdan bu yana öğretip duruyor. Öğrendim mi? Öğrenmedim diyemem. Benimde zaman zaman yelkenlerim suya iniyor ama yelkenleri başka rüzgârlarla yeniden şişirebiliyorum.”

İster sağlık konusu olsun, ister siyaset; benim için hiç farkı yoktur. Aynı uygulamayı uygularım.