Denden işaretini öğrendiği gün ne sevinmişti. Yeni bir şey üretmeden, üstüne düşünmeden, bir sözün, bazen de "bissürü" sözün aynısını yazmak ona işkence gibi geliyordu. Bunu bulan, yazma işini kolaylaştıran bir mucit olmalı şakasını yapınca "çocuk işte" deyip gülüp geçmiş, bunu tembellik saymıştım. Şimdiyse bir şeyi hızlıca bitirip yeni bir şeye geçme merakı ve çokça pratikliğe olan düşkünlüğünden diyorum. Hatta tembel demeyi geçtim, gerçek tembelleri tanıyınca onunkini baş tacı ediyorum.

Keşke, büyükler de şu dendeni yalnızca kelimeler için kullansalar da tacın sahibi değişse. Seve seve... Ve asıl tembellik çocuklarınkinde değil büyüklerin koyduğu dendenlerde. Ne demek "İsrail'in arkasındaki süper güç bizim sessizliğimizde saklı." cümlesini alıp, kesip, kopyalayıp yapıştırmak ve kendi sayfana koymak! Sonra da kaldığın yerden devam etmek! Bu denden değil de ne şimdi? Dendeni böyle kullanmayı seçmiş belli.

Sen de bir şey söyle, susma be mübarek! Bir şey kat, bir şey düşün, olmuyorsa bir miktar dur ama devam etmesin hayatın aynı düzende! Orada geçen "sessizliğin" içinde sen de yok musun yani? Ne kolay olmuş artık her şey telefonlarla. Biri bir şey ortaya atmayagörsün, anında kapış kapış…

Bunu günlük magazinsel meseleler için yapılırken görüyordum da pek umursamıyordum ama bu meseleye tahammül edemiyorum. Çünkü iş çığırından çıkmış durumda. Ağlamadan ağlayana eşlik etmek, tebessüm etmeden mutlu olanla mutluymuş gibi görünmenin bir yolunu bulmuş birileri. Hadi, küçük bir çocuğa zorla öğretilen, basmakalıp bilgileri temcit pilavı gibi döne döne anlatan eğitim sistemi böyle oyunlara başvurmayı öğretiyor ona da çok merak ediyorum koca koca  insanların bu kolaycılık için savunacakları sebepleri ne acaba?

Herkes toptan aynı şeyi yapsa kimse de ses çıkarmayacak neredeyse. Yeter ki çoğunluk bir yere doğru ilerlesin. Nerde kaldı şu biriciklik meselesi. Hikâye! Artık çoğunluğun olduğu yerlere çantamda hazır kocaman soru işaretlerimle gidiyorum. Yanlarından geçecek olsam başımın üstünde kocaman bir soru işareti levhası yanıp sönsün istiyorum.

Kaygılıyım.

Düşünmeden ilerleyen insan topluluğu çok tehlikeli. Topluluk, normal şartlarda insana güç ve cesaret vermeli değil mi? Güçlü de cesur da hissetmiyorlar kendilerini zaten oradan belli. Her yerde olduğu gibi burada da işler karışmış durumda. Topluluklarda artık tembellik ve bencillik  ilk sırada. Düşünmekten aciz olan, başkalarının düşüncelerine sırtını yaslamış. Bunun da kolay yolunu bulmuşlar yani. Kim neyi paylaşıyorsa elindeki ekranında, o da aynısını yapıyor. Kim kime öfkeliyse o da aynısına öfkeleniyor, kim neye seviniyorsa o da aynısına seviniyor. Üstüne düşünmeden bir tuşla dendenle çözülüyor işi. Başkaları konuşuyor nasıl olsa, ben onun yanında dursam yeter diyor. Benim yerime düşünür, üzülür, sever, kızar... ben de alıp kopyalarım biter!

Öyle bir güruh var ki bütün duyguları yoğun bakımda, kendisi bitkisel hayatta, ortalıkta dolaşıyor diye yaşadığı sanılıyor.

Biraz amiyane olacak, aslında hiç sevmem böyle  imalı sözler söylemeyi ama madem bazı densizler dendeni böyle kullanıyorlar, benim de böyle dan dan konuşmaya hakkım var!