Bozuldum. Tıkır tıkır çalışan saatin aniden bozulması gibi bozuldum. Çocukluğumuzun çizgi filmlerindeki gibi bir yandan yayı fırlamış, bir yandan pimi atmış bir yandan zembereği çıkmış bir saat gibi değil belki ama kadran iki gitse beş tekliyor, akrep olduğu yerde sabit. Çalışmıyor. Çalışamıyorum.

Ne yana dönsem her iş angarya gibi geliyor. Kolumu kıpırdatasım yok. Bozuldum bir kere. Bana yük mü dayanır; taşırım, dünya kadar iş konsa önüme  tek başıma hallederim diyen bana bir şey olmuş.

Sütün yaz mevsimi dışarda kalınca başına gelene benzer bir hâlim, kekremsi bir tadım var. Ben, hiç ben gibi değilim. Bir değişiğim. Bozuldum.

Günlük güneşlik havanın aniden kararınca "hava bozdu" dedikleri gibiyim. Doğru, bozdum. İşler yolunda gitmeyince hep böyle olurum demek isterdim ama bu sefer başkayım. Meselelerin merkezinde ben olsaydım eminim bu kadar ciddi bir tamir gerekmezdi. Belki de bozulmak değildir yorulmuşumdur.

Tabi ya yorulunca  anlamam ben yorulduğumu. Yoksa uykusuzluk mu? Uyanmış olmaktan olmasın?

Hayal kırıklığına uğradığında bunu itiraf edemeyip kendini kandırma çabasında olan insanın özetiyim esasen. Uzağımda gördüklerim "Bu kadar da olmaz, pes bu kadar kötüsü olamaz!" dedirtecek cinsten, yakınımda olana artık sitem etmekten de vazgeçecek raddeye getirildiğimden, üzülmek ile kızmak arasındaki boşluğu harika bir biçimde dolduran yerdeyim ben. Bozuğum.

Meselenin öznesi insan!

Hani en güzel kıvamda yaratılmasına rağmen en kaypakça yaşamaları kendine rehber edinmeyi tercih ederek Âdem ya da Havva olmayı kendisine yakıştıran insan!

Şimdiye kadar bütün yazılarımın sonunu illaki bir yere bağladım, derdimin adını  söyledim. Mutlaka herkesin bam teline ya da yüreğinin en hassas yerine dokunmaya uğraştım. Bu seferlik de olmayıversin. Öyle ya kelime merhemim yokken kime ne diyebilirim.

Bu kez de üstüne kim alınmak istiyorsa o alınsın, sonu bir yere varmasın. Kelimeler de sahibi gibi bozulmuş, sağa sola savrulmuş desinler. Ne gam!

Belki çok yorulmuşumdur. Biraz vakit geçsin daha net anlarım olanları. Belki o zaman anlatırım hatta kim bilir belki alaya bile alırım. Ama şimdi  bozuk olana tamir icap eder, yorgun olana istirahat. Müsaadenizle hazır okullar kapanıyor, “kurtuluyoruz”; çocuklara tatil bize tamir zamanı.

Eylül ayına kadar sağlıcakla bozulmadan (hoşça) kalınız efendim.