TBMM’de yaşanan bağırış, çağırış görüntüleri belediye meclislerine indi.

Yaşanan kargaşa ya da kavgada kimse masum değil.

İkincisi kamerayı gören kendi kişisel şovunu yapıyor. Çünkü mahallesinde O’na “helal, nasıl bağırdın ama, çaksaydın gözünün üstüne” falan denmesi gibi bir ezikliğin pençesinde…

İşin daha vahimi belediye meclislerinde, siyasi parti teşkilatlarında veya başkaca seçilmişlerin bulunduğu ortamlarda eziklikten kurtuluş olarak bağırıp, çağırmayı seçenlerin sayısında artış var…

Meselenin özeti benim için böyle.

Yaşananları herkes kendi çerçevesinden değerlendiriyor.

CHP Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’a göre mesele güç zehirlenmesi. Katıldığı televizyon programında Ferizli, Kocaali ilçe başkanlarını anlatıp üzerine de Serdivan Belediye Meclisi’nde yaşananları ekleyip meseleyi güç zehirlenmesine bağlamış. Ama ne hikmetse mevkidaşı Ali İnci’nin çakarını açarak namazı kaçırmama vakasına değinmemiş. Çünkü Dikbayır da çakarlı arabasıyla geziyor. Partisinin etkin isimlerinden Ali Mahir Başarır çakarlı araba meselesinden linç yiyor günlerdir. Velhasıl sözüm ona milletin vekili de olayları işine geldiği yorumluyor.

Ümit Dikbayır vekili anlamaya çalışıyorum. Dün ağır laflar ettiği yeni partisinde partide popüler olması, kendisini göstermesi lazım.

*

Hiç kimse kavgayı meşru gösteremez. Konuşma dilini bırakıp kavga dilini seçenlerin meclisten uzaklaştırılması lazım. Bir yaptırım uygulanmalı. Mecliste tansiyonu yükselten, kavgaya zemin hazırlayan ve kavga eden tipler belli bir süre oturumlardan uzaklaştırılmalı.

Kavga eden bizden sahip çıkalım denmemeli.

Haklı ve haksız kavramları üzerinden olaylar değerlendirilmeli.

Yapmayın ağalar doğruya doğru, haklıya haklı demediğiniz için meseleler çığ gibi büyüyor. Sizleri hizmet üretsin, sorunlara çözüm bulsun diye bulunduğunuz makamlara seçen insanlara birazcık saygınız varsa artık haklıya haklı, doğruya doğru demelisiniz…