Çocukken istediğim saatte yatmanın, maaşlı bir işim olmasının ve istemediğim yemeği yememenin özgürlük olduğunu sanırdım. Ailemin özgürlüğümü, okulun ise oyun saatlerimi elimden aldığını düşünürdüm. Meğer en özgür olduğum zamanlar çocukluğummuş. Okulun elimden aldığını sandığım o oyun vakitleri de beni daha fikri hür, vakti bol bir birey yapmak içinmiş. Meğer insanın, doyasıya bir çocukluk yaşayıp bir yandan da rahat bir yetişkinlik sürmeye yetecek kadar vakti olmuyormuş.
Çocukken, şimdiki benim yaşımda olanlar bana çok havalı görünürdü. Kıyafetlerini kendileri seçer, hayatlarında kendi kararlarıyla yol alırlardı. İstedikleri işlerde çalışır, istedikleri arkadaşlarıyla istedikleri zaman plan yapabilirlerdi. Bana göre benden çok daha özgürdüler. Büyüklerin bütün bunları bir lütuf gibi yaşadığını sanırdım. Üstelik hepsi bize, "Sen de büyüyünce benim gibi olursun," derdi. Ama hayran olduğum büyüklerle, bugünün biz olan büyükleri aynı kişiler değil.
Sanırım biz çocukken, büyükleri nasıl görüyorsak öyle olacağımızı sanıyorduk; büyükler de öyle olacağını söylüyordu. Oysa göremediğimiz şeyler, büyüdüğümüzde hayatımızda çok daha fazla yer kaplıyormuş. Aldığımız maaşlar, kiraya verdiğimiz zamanın karşılığıymış mesela. Giydiğimiz kıyafetler, her gün iyi ve derli toplu görünme zorunluluğunun bir yansımasıymış. Arkadaşlarla yapılan kısa planlar biraz kafa dağıtmak, uzun planlar ise bize yıl içinde ayrılan birkaç günün meyvesiymiş. Geç yatmak bir zorunluluk, alarmı erteleyebilmek ise büyük bir lüks. Büyük olmak, hayatın hakkında karar verirken yalnızca kendini değil, en az on kişiyi daha hesaba katmakmış.
Yalan değil; yemek seçebilmenin özgürlüğünü yaşıyorum. Sevmediğim yemeği yemiyor, zaman zaman tabağımı yarım bırakabiliyorum. Ne yapacağımı bilmediğim anları, gelecek kaygısını, büyüdükçe artan korkularımı, iyi biri olmanın yorgunluğunu ve çoğu zaman çözümün kendisi olmak zorunda kalmayı bir kenara bıraktığımda, büyümüş olmanın keyfini de çıkarabiliyorum. Belki de bazı çocukların gözünden bakıldığında oldukça havalı bir hayat sürüyorum.
Hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi ve her defasında yeniden başlamayı öğrendim. Çocukluktan kalan o güzel erdem olan “affetmek” sayesinde büyüklüğümü daha kolay yaşıyor, daha çok hissediyorum. Şimdi bana hayranlıkla bakan küçüklerin, bir gün büyüyüp beni anlayacak olmasının burukluğunu taşıyorum içimde. Ama yine de biliyorum ki büyümek; çok havalı, çok öğretici ve anılarla dolu bir yolculuk.
Büyükler Neden Bizi Kandırdı?
Tuğba Eğlengül
Yorumlar