Boşverrrrr…..

Son zamanlarda en çok duyduğum konuların başında gelen bir cümle bu, ne zaman sıkışsak bu cümle ile kaçış buluyoruz. İş yerinde, sosyal hayatta, aile de… Bir şeyler yolunda gitmediğinde çözüm bulmak yerine kolayına kaçıp, omuz silkiyoruz. Eskiden bizleri heyecanlandıran şeyler bugün birçok kişi için sıradan ve yapılması gereken işler haline gelmiş durumda.

Peki gerçekten umursamadığımızdan mı?

Yoksa uzun zamandır taşıdığımız bu yüklerin altında kaldığımızdan mı yorulduk?

Sabah erken saatlerde telaşla işe gidip, akşam eve dönen birçok insanın tek ortak duygusu var, Tükenmişlik!!! Hayatımızda bizi yoran sürekli artan sorumluluklarımız, bitmek bilmeyen bir yerlere yetişme telaşı, ekonomik kaygılar ve gelecek belirsizliği içimizdeki mücadele gücümüzü yavaş yavaş bitiriyor.

En çok vakit geçirdiğimiz işimizi düşünelim. İşine özveriyle bağlı insanlar bugün sadece işini bitirip gitmeye çalışıyor. Bunun sebebi işin karşılığını sadece maaş olarak değil, manevi anlamda da alamadığını düşünmesi. Takdir edilmeyen emek, görülmeyen çaba ve değersiz hissettirilen insanlar zamanla motivasyonlarını kaybediyor.

İnsanlar kendini değersiz hissettiği yere bir şeyler katmak istemiyor. Kendisini geliştirmek için çabalamıyor. Sadece günü kurtarmaya çalışıyorlar.

Oysa bir toplumun üretkenliği, insanların içindeki umutla başlıyor. Umudun azaldığı yerde heyecan da azalır ve sıradanlık başlıyor.
Bence bugün etrafımızı eleştirip şikayet etmek yerine biraz daha anlamaya çalışmalıyız. İş arkadaşımızı, çalışanımızı, yöneticimizi ya da irtibatlı olduğumuz çevremizdeki herkesi…

Ve belki de yeniden heyecanlanmaya, yeniden inanabilmeye, yeniden değer görmeye ihtiyacımız vardır. Çünkü insanı ayağa kaldıran şey sadece çalışmak değil, yaptığı şeyin bir anlam taşıdığına inanabilmektir. Ve unutmayalım ki, hiçbir insan hayata vazgeçmek ya da boş vermek için başlamaz; bazen sadece yeniden inanmak için bir neden arar.

Neden aradığımız güzel günler için, sağlıcakla kalın…