Bazı tarihler ne kadar bir anlama bürünmüş olsa bile, asıl amacı bizlere bir hatırlatma yapmaktır. 23 Nisan gibi…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara armağan edilmiş tek bayram olarak bilinir. Ne kadar çok şanslıydık çocukken, ne kadar çok şanslılar çocuklarımız. Atamız, ülkemizin çocuklarına ne kadar çok değer verirmiş, gençlerine ne kadar çok anlam yüklüyormuş.
Dünyada çocuklara armağan edilmiş olan tek bayramın anlamı çok; ancak içi bugünlerde içi biraz boş. Çocukça hareketleri artık sadece yetişkinlerde görür olduk, çocuk neşesi ise 5-6 yaşlarından sonra çocukların yüzünde solmaya başladı.
Sahnelere çıkan çocuklar, ezberlenen şiirler, bayraklar, süslenen okullar… Her şey yine geçmişteki gibi; sadece heyecanı biraz daha az. Fotoğraflar çekilip sosyal medyada paylaşıldı. Ancak bu sefer fotoğraflara Atatürk’ün şu sözü eklendi: “Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.” Ancak yine dün çocukların bugünlerini kötüleştirerek, onlardan “geleceğimiz” diye bahsedildi.
Dün kutlamalar yapılırken gündemde olan konu, çocukların güvenli alanlarda eğitim görmesiydi. Çünkü son zamanlarda okullara yönelik, çocuklar üzerinden gerçekleştirilen saldırılar 23 Nisan coşkusuna gölge düşürdü. Çocukların korkarak girdiği okullarda bayramın bir anlamı kalmadı dün. Belki bir hatırlatması olmuştur.
23 Nisan’ın temeli, egemenliğin millete ait olduğunu söylemekten çok daha fazlasıdır. Egemenliğin en saf ve en korunması gereken hali, dün olduğu gibi bugün de çocuklarda saklıdır. Çocuklar bir ülkenin geleceği, temsilcisidir. Eğer bir ülkede çocuklar güvende değilse, o ülkenin geleceği tehdit altında ve kırılgandır.
Dedim ya; bayramlar hem kutlamak hem de hatırlamak içindir.
Bugün ise 23 Nisan, çocuğun sadece “geleceğimiz” değil, bugünün en ciddi meselesi olduğunu bizlere hatırlatmalıdır.