Kadına şiddeti, kadına tacizi, kadın cinayetlerini yani kadına düşmanlığı cezasız bırakarak herhangi bir engelleme çabasına girmeyenler kadının başarısını cezalandırıyor. Kadına hayasız damgasını vurup, başarıya köstek olan davasında dini kullanarak kendinde haklı bir pay bulmaya çalışıyor. Sözde haya sahibi olan bireyleri de tarafına çekmeye çalışıyor. Çok yazık, bunun ilkel ve varoş bir plan olduğunu düşünüyorum.

Sizlerin başarıdan başka gördüğünüz ve cezalandırılması gereken şeyler yok mu? Neden benim ülkemde başarıya leke sürülmeye çalışılıyor? Neden başarının üstü örtülüyor? Neden benim ülkemde görece vatandaştan daha çok söz sahibi olanlar kendi vatandaşına, milletine düşman oluyor?

Başarısızlığın cezalandırıldığı ve ülkemiz adına büyük kayıplar yaşattığı çok daha çarpıcı olayları biliyoruz. Geçmişimizde traktör fabrikasına çevrilmiş olan tayyare fabrikası da buna bir örnektir. Yıllar öncesinde uçak imalatı yapan tayyare fabrikası, 2. Dünya Savaşı yıllarında kimsenin bize eğitim uçağı vermemesine karşılık kendi çabalarıyla 185 tane eğitim uçağı yapıyor. Ardından Hollanda tarafından verilen uçak siparişleri dönemin işletme bakanı tarafından kabul edilmiyor. Hollandalılar uçak siparişini İngilizlere yaptırıyor. Kısa bir süre sonra ise uçak imalatı yapılan fabrika, traktör fabrikasına dönüştürülüyor.

Cumhuriyetin başlarında kurulmuş olan Şakir Zümre Fabrikası, Türk Hava Kuvvetleri ve Türk Kara Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu silah ve cephanelerini üretiyor. Aynı zamanda ilk Türk denizaltı bombası da bu fabrikada üretiliyor. Fabrika, 2. Dünya Savaşı yıllarında farklı birçok ülkeye ihracat yapıyor. Hatta Yunanistan ile yapılan 1,5 milyon TL’lik anlaşma Türkiye’de ve dünyada büyük yankı yapıyor. Ardından baskılar ve siyasi tercihler sebebiyle siparişler kesiliyor. Fabrika soba fabrikasına dönüştürülüyor.

1961 yılında Eskişehir’de mühendisler tarafından tamamen yerli üretim olan Devrim arabaları tören eşliğinde Ankara’da test sürüşüne çıkıyor. Araçlardan biri küçük bir aksaklık sebebiyle 100 metre ilerledikten sonra duruyor. Ertesi gün manşetlerde “Devrim 100 metre gitti ve durdu” başlıklarıyla halka sunuluyor. Yıllarca ülkemizde alay konusu oluyor.

Geçmişimizde başarının cezalandırıldığı pek çok olaya ek olarak günümüzde de gerek bireysel, gerekse bir takım halinde elde edilmiş olan başarıların cezalandırılmasında birçok örnek bulunuyor.

Geçmişimizde ülkemize katkı sağlaması için eğitimini yurtdışında tamamlattığımız kalifiye vatandaşlarımız vardı. Günümüzde ise ülkemizde binbir emekle yetiştirip yurtdışına kaçırdığımız bilim insanları, sanatçılar, mühendisler, doktorlar ve başarılı olması pek mümkün olan diğer meslek gruplarından vatandaşlarımız var. Bu, başarının cezalandırılmasına karşı bir tepkidir. Cezalandırılmayacakları, alkışlanacakları ülkelere gidiyorlar. Bu sefer cezaya maruz bırakılan ülkemize karşı bir duruş sergiliyorlar.

Gerek ülkemizin vatandaşına olan haksız uygulamalarından, gerek ülkemizin başarı karşıtı yaptırımlarından, gerekse ülkemizde paramızı, fabrikalarımızı, projelerimizi, topraklarımızı, bireysel başarılarımızı sokağa atan zihniyetten rahatsızlık duyanlar ülkeyi terk ediyor.

Çünkü bizim ülkemizde başarı, iyi niyet ve temiz ahlaklı olmak cezalandırılır. Kötü niyet, suç ve dolandırıcılık alkışlanır.

Ancak bilinsin ki, bugün bu yapılanlara susmuyorsak bizim hâlâ ülkemiz için umudumuz olduğundandır.