Şeytanı kırmızı renkli, keskin boynuzlara ve çatal kuyruğa sahip olan bir varlık sanıyorsunuz, değil mi? Allah’a baş kaldırmış ve o’nun kullarını kötülüğe zorlayan, gözle görünmeyen ve vesvese veren iblistir bizlere göre.
Hepimiz yanıldık.
Şeytan televizyon kanallarında programa katılıyor.
Şeytan bulunduğu toplumun, milletin değerlerini, geçmişini, tarihini küçümsüyor.
Şeytan 16 yaşındaki Hira’yı, 15 yaşındaki Hilal’i hayattan koparıyor. Ve yine şeytan (katile güzelleme, kurbana lekeleme yapan 14 bin X kullanıcısı) hayattan koparılan kızların, çocukların katillerine güzellemeler yapıyor; katillerde haklı bir yan bulmaya çalışıyor.
Şeytan, potansiyel (suçlularını) evlatlarını sokağa salıyor.
Şeytan toplumun düzenini bozuyor, doğanın dengesini yıkıyor. Hayvanları katlediyor, ormanları yakıyor, suyu kirletiyor ve diğer tüm varlıklara korku içinde yaşamayı öğretiyor.
Şeytan dolandırıyor.
Şeytan haraç kesiyor.
Şeytan sokakta bir babayı ailesinin yanında kurşunlayarak öldürüyor.
Şeytan yoluna çıkanın ayağına taş bağlayıp denize atıyor.
Şeytan hırslı, öfkeli, kurnaz.
Şeytan durmuyor, durdurulamıyor.
Siz şeytanı ürkütücü boynuzlara sahip sandınız, değil mi? Ama şeytanın kumral, siyah, kızıl renkte bakımlı saçları var.
Siz şeytanı kırmızı sandınız, değil mi? Ama şeytanın buğday, esmer, beyaz teni var.
Siz şeytanın gözlerini alevden sandınız, değil mi? Ama şeytanın kahverengi, mavi, yeşil gözleri var.
Siz şeytanda üç sivri uçlu sopa var sandınız, değil mi? Ama şeytanın elinde kitap, tesbih, hediye, çiçek var.
Siz şeytanı dağınık kıyafetli, çirkin sandınız, değil mi? Ama şeytanda makyaj, kravat, pahalı kolyeler var.
Bir de siz şeytanı görünmez sandınız, değil mi? Ama şeytan bazen okulda, bazen nikâh salonlarında, bazen trafikte, bazen iş yerinizde ve bazen gece sokak köşelerinde taşıdığı bir kimlikle karşınıza çıkıyor.
Ve şeytan varlığını masum yüzlerin, sıradan hayatların içine saklayabiliyor. Onu tanıyoruz, ancak ona karşı durmaya cesaret edemiyor bizi koruyacağına inandığımız kafeslerimize sığınıyoruz.
Canınızın asla yanmayacağını sandığınız kafeslerinizde her şeyden bir haber yaşarken, bir gün parmaklar size çevrilecek. Ve sizler sıranın size geldiğini fark ettiğinizde ya şeytanla karşılaşacaksınız ya da şeytanlaşacaksınız.