Yoksulluk deyince aklımıza gelen şeyler: boş cüzdan, ikinci gününden tükenmiş maaş hesabı, dara düştüğü için bozdurulan yatırımlar, “kemer sıkma” kavramı, çeşitliliği azalan sofralar, ihtiyaçtan öteye gidemeyen hatta çoğu zaman ihtiyaçları karşılayamayan alışveriş, üzerine faiz binmiş kredi kartı borçları ve beraberinde getirdiği sıkıntılar.
Oysa git gide artan yoksulluk yalnızca maddiyattan geçen ve beraberinde getirdiği eksikliklerde görünmüyor.
Lise son öğrencisi, maddiyatını ve ailesini düşünerek tercih listesi düzenliyor. Başka bir şehirde ailesinden uzak okuması zorlaşıyor. Bu durum, öğrencinin üniversitede edineceği bireysel tecrübelerde, eğitiminde ve hatta kariyer planlamalarında yoksulluğa sürüklüyor.
Üniversiteye başlamış olan öğrenci, yaşadığı geçim sıkıntısı sebebiyle sosyal alanda yoksullaşıyor.
Yine üniversiteye başlamış olan öğrenci, geçim sıkıntısı sebebiyle eğitimini yarıda bırakıyor ve geleceği, gelecek planları bir anda yoksullaşıyor.
Eğitemediğimiz her öğrenciyle, erken yaşta sokağa bıraktığımız gençlerle; nitelikli eleman olarak adlandırdığımız bireylerden oluşan iş alanlarımız yoksullaşıyor.
Eğitemeyip suça sürüklediğimiz ve üzerine yaptığı suçları görmezden geldiğimiz her bireyle adalet kavramımız yoksullaşıyor.
Takdir etmeyip yerdiğimiz ve cezalandırdığımız her başarıda insanların hevesleri yoksullaşıyor.
Yeni bir hayat kurmaya çalışan gençlerin çektiği geçim sıkıntısı, iş sıkıntısı ve gelecek kaygısıyla umutları yoksullaşıyor.
Sizler hâlâ yoksulluğun ölçütünü sadece banka hesabı, azalan yatırım, boş cüzdan, sofraya koyulan kuru ekmek sanıyorsunuz.
Ancak toplumumuz bugün hayallerinde bile yoksullaşıyor.
Ev alma niyetinde olanlar, alacakları evden önce kredi veren bankanın hayalini kuruyor.
Gençler, dünyanın öbür ucuna seyahat etmeyi değil; şehirlerinde bir cumartesi akşamı konsere gidebilmeyi hayal ediyor.
Araba almak için para biriktirenler, ayağını yerden kesecek olan motorun hayalini kuruyor.
Biz, yoksulluk ölçütü olarak sadece aldığımız maaşları konuşuyorduk, değil mi?
Hayalleriyle birlikte geleceği de küçülen bir toplumu konuşmuyorduk.
Hayalleriyle birlikte vizyonu daralan bir toplumdan bahsetmiyorduk.
Hayalleriyle birlikte yarın için plan yapan değil, gününü kurtarmaya çalışan toplumu izah etmiyorduk.
Bizler yoksulluğu sadece cüzdanımızda açılan boşluklarda ararken, içimizde daralan heveslerimizi, hayallerimizi, umutlarımızı göremiyoruz. Umarım bu birbirini tetikleyen düzene inat, cüzdanda açılan boşluklara rağmen, içerisi zenginleşen toplumlardan olmak dileğiyle.
Ne derler bilirsiniz “Gerçek yoksulluk, hayallerin tükendiği yerdedir.” – Paulo Coelho