Farkında mısınız? Bizler tek odalı evlere sığarken, koca dünyaya sığamayan bir grup var! Tıpkı her canlı ve hatta her cansız varlık gibi dünyaya gelip, zamanımız dolduğunda buradan ayrılıyoruz. Kimimiz, insanlığın gerçekten yaşayabileceği güzelliklerle dolu bir dünya bırakırken, kimimiz dünyanın ve tüm canlıların hakkı olan değerleri de beraberimizde götürmeye çalışıyoruz. Tıpkı barış gibi.
Bazıları, düzeni ve sevgiyi içinde barındıran en önemli değer olan barışı da yanlarına alıp gidiyor. Her sabah manşetlerden en öfke dolu haberlerle yüzleşmek ne kadar büyük bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor. Dünya genelinde olan biteni düşündüğümde ise aslında derdimizin çok daha büyük olduğunu fark ettim. Yanlış anlaşılmasın, bu farkındalığa yeni varmadım, sadece dile getirme fırsatını şimdi buldum! Gerçi böyle bir şey dile getirilmek zorunda bırakılmak da çok üzücü.
Tarih kitapları binlerce yıl önce de savaşları yazıyordu, belli ki yıllar sonra da yazacak. Oysa 100 yıllık ömrümüzde, sevmek, sevilmek, barış ve huzur gibi güzel duyguları tatmak, bizden sonraki nesillere neşeli ve yararlı hatıralar bırakmak varken... Kibir, öfke ve hırs gibi duygularla hem kendi geçmişimizi hem de dünyanın geçmişini kirletmeyi seçtiğimizde tarih, umarım bize büyük bir utanç madalyası takar.
Size bu konu hakkında sayfalarca yazabilirim. Şehrimizden, ülkemizden ve dünyadan pek çok güncel örnek verebilir ve bunlar üzerine konuşabilirim. Ancak şu an sevdiklerimle çay içiyor, sohbet ediyor ve güzel anılar biriktiriyorum. Hırssız ve öfkesiz, barış ve mutluluk dolu kendi dünyamdan biraz farkındalık aşılama niyetiyle sizlerle buluştum. Aynı dünyayı paylaşıyor olmamıza rağmen, birileri bizler adına çok büyük ve önemli kararlar veriyor. Ne yazık ki bu kararların bazıları son derece korkunç. Çoğunluk olarak, azınlığın kibir ve öfkesini sırtlanıyoruz. Değişir miyiz? Bilmiyorum ama bireysel çevremizde barış içinde yaşayarak, uzun vadede güzel yollar kat edeceğimize inanıyorum. Umuyorum ki tüm insanlar olarak, azınlığın öfkesinde yanıp tutuşarak dünyadaki anılarımızı kirletmeyiz. Bu azınlık, sözleriyle çoğunluğu hiçe sayan, öfkeli ve hırslı insanlardan oluşuyor. Umarım onların kurbanı olmayız. Ve dilerim ki hayat hepimize, hatırladığımız en huzurlu anlardan biriymiş gibi hissettirir.
Bugün bu yazımda sizinle önemli bir bilgi paylaşmak istiyorum: 2 Ekim, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1947 yılında “Uluslararası Şiddetsizlik Günü” ilan edilmiştir. Ancak 2 Ekim 2024'te çoğumuz, ekranların ardından İsrail’in başlattığı ve sürdürdüğü savaşı izliyor olabiliriz. Eğer bir tepkimiz varsa, bunu sosyal medya aracılığıyla gösterebiliriz. İyi seyirler dilerim!
Bugün, yarının geçmişi olacak. Bu yüzden her zaman bugününüzün sevgi dolu, neşeli ve barış içinde geçmesini diliyorum...