​Türkiye’nin Tanzimat ile ivme kazanan, son birkaç yüzyıldır yaşadığı siyasal çalkantı ve bocalama sürecini nihayete erdirmek adına başlattığı köklü reform hamlelerinin; dışarıdan diplomatik ablukalar, içeriden ise "beşinci kol" faaliyetleri ve konspiratif girişimlerle akamete uğratılmak istendiği gün gibi ortadadır.

​Vesayet döneminin başat gücü olarak topluma dayatılan, ideolojik açıdan milletten kopuk ve jakoben bürokratik mekanizmalarca şekillendirilen devlet işleyişi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte önemli ölçüde dizginlenmiştir.
Ancak, vesayet kalıntısı odakların inisiyatif geliştirme potansiyelleri bürokratik yapıdan büyük oranda tasfiye edilmiş olsa da, bu zihniyetin siyaset kurumunun içinden tamamen temizlendiğini söylemek güçtür.

​Sinsi Sızma Girişimleri ve Kimliksizleşme:

​Ülkeyi yönetecek siyasi kadroların şekillendiği bu kritik eşikte; muhalefet saflarında varlığını sürdüren "FETÖvari" kimliksizlerin, iktidar çeperine de sinsice sızma teşebbüsünde bulunacaklarını öngörmek zor değildir. Nitekim bu fesat yuvasından türeyen ayrık otlarının boy vermeye başladığı, meseleye dikkatle bakan gözler için aşikâr bir olgu hâline gelmiştir.

​Siyasi tarihimizin acı tecrübelerinden ilhamla şunu idrak etmeliyiz: Yılanın sadece başını ezmek yetmez, kuyruğunu da kesmek gerekir.
Zira bu odaklar, fark edilmemek adına iklime göre kostüm-deri değiştirerek en yakınımıza kadar sokulmuş, "bizdenmiş" gibi aramızda cirit atmaktadırlar.

​Liyakat Terörü ve Mühür Sahiplerine Çağrı:

​Hasbelkader belirli makam ve mevkileri ele geçirmiş olan bu niteliksiz güruh; "Okçular Tepesi"ni sabır ve kararlılıkla bekleyen liyakatli, dava ehli insanları hedef almaktadır. Darbelere, cuntalara ve muhtıralara direnerek, büyük bedeller ödenerek elde edilen bu millî güç ve potansiyelin; sinsi planlarla dağıtılmasına, saflarda gevşeklik ve çözülmeye yol açılmasına kayıtsız kalmayacağız.

​Buradan ilgililere sesleniyorum:
Ferasetle görenlerin sesine, sağduyu ile kulak verin!

Ellerine mühür verilen bazı şahısların uyguladığı "liyakat terörü" artık gizlenemeyecek boyuttadır. Mühür sahiplerinin nefsini soytarılık ve yalakalıkla zehirleyen melunları tanıyoruz. Siz de tanıyın!

​Dokunulmazlık Zırhı ve Akıbet:

​Bulundukları mecralarda, o malum "ağlak" yapıya dair sübliminal mesajlar vermeleri tesadüf müdür? Bu çarpıklıkları sorguladığınızda, ne yazık ki "kusurlu" ilan edilen siz olursunuz. Kendilerini dokunulmaz zannedenler, mühür sahiplerini kendilerine kalkan yaparak, hakikati söyleyenlere saldırmaktadır.

​Ancak ne yaparsanız yapın, galip gelemeyeceksiniz!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; sizin kompleks, entrika ve istismar dolu siyasî hesaplarınızı başınıza çalacak kadar güçlü ve dirayetlidir.
15 Temmuz’da başaramadıklarını, bugün kurum ve teşkilatların içine birer yılan gibi çöreklenerek yapmaya çalışanlar yine hüsrana uğrayacaktır.

​Başaramayacaksınız!

Varlığınız da devriniz de geçicidir. İnşa edilen bu yeni statükoda asla yeriniz yoktur.
Bilinsin ki; sadece sessiz kalanlar değil, sesini değil sözünü yükseltenler de vardır. Ve biz, bu melunlar karşısında asla "kısık sesler" olmayacağız!

​Filiz Toklu