Peşinen söyleyeyim. Kimse kusura bakmasın…

Bu meseleye artık sadece moto kuryelerin hak arama meselesi olarak bakamayız. Konuşmamız gereken konu, bir çağrıyla yüzlerce motosikletlinin birkaç dakika içinde belirli bir noktada toplanabilmesidir. Bu, sadece bir eylem değil, aynı zamanda güvenlik açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durumdur.

Bugün akaryakıt istasyonları… Yarın siteler… Ertesi gün kamu kurumları… Böyle bir anlayışın normalleşmesi, hukuk devletinin değil, sokak baskısının normalleşmesi anlamına gelir.

Hiç kimse “Bizim niyetimiz kötü değil.” diyerek konuyu geçiştiremez. Güvenlik, niyet üzerinden değil, oluşabilecek riskler üzerinden değerlendirilir. Devletler de bunun için vardır.

Bir düşünün…

Bir akaryakıt istasyonuna aynı anda onlarca, hatta yüzlerce motosiklet geliyor. Bölgede panik oluşuyor, trafik kilitleniyor, insanlar tedirgin oluyor. O kalabalığın içine provokatörlerin, suç örgütü mensuplarının ya da kamu düzenini bozmak isteyen kişilerin karışmayacağını kim garanti edebilir?

Hiç kimse.

İşte bu nedenle mesele artık yalnızca bir meslek grubunun tepkisi değildir. Mesele, ülkenin kamu güvenliğidir.

Diğer taraftan, trafikte sergilenen sorumsuzluk da bardağı taşıran son damladır. Kırmızı ışık ihlalleri, ters yön, kaldırımlarda motosiklet kullanılması, araçların arasından ölümüne geçişler…

Bunlar cesaret değil, sorumsuzluktur. Bir sipariş uğruna insanların canını tehlikeye atmanın hiçbir haklı gerekçesi olamaz.

Bütün bunları söylerken işini hakkıyla yapan, kurallara uyan, ekmeğini alın teriyle kazanan binlerce moto kuryeyi bu eleştirinin dışında tutuyorum. Onlar zaten bu görüntülerden en az toplum kadar rahatsız. Çünkü birkaç kişinin sorumsuzluğu, koskoca bir meslek grubunun itibarını zedeliyor.

Ancak devletin de artık seyirci kalma lüksü yoktur.

Bugün göz yumulan kontrolsüz toplu hareketler, yarın farklı gruplar tarafından emsal alınırsa bunun önünü almak çok daha zor olacaktır. Kamu otoritesi, sokakta değil hukukta hissedilmelidir. Eğer her grup, istediği anda organize olup istediği noktaya topluca giderek baskı kurabileceğini düşünmeye başlarsa, bunun adı demokrasi değil; kamu düzeninin aşınmasıdır.

Devlet otoritesi, sadece suç işlendikten sonra değil, güvenlik riski doğmadan önce de hissedilmelidir. Çünkü güçlü devlet, olayları seyreden değil; riskleri önceden gören devlettir.

Bugün sessiz kalınan her yanlış, yarının daha büyük güvenlik sorunlarına davetiye çıkarabilir. Bu yüzden mesele artık sadece moto kurye meselesi değildir; mesele, kamu düzenini, trafik güvenliğini ve devlet otoritesini koruma meselesidir.