Çok kıymetli bir meslek büyüğümü, ağabeyimi kaybettim.
Öyle laf olsun diye ağabey demiyorum. Kıymetliydi birçok meslektaşım için. Birlikte çalışma şansına nail olanlardanım. Ağabey, dost, arkadaş, usta oldu bana. Yoldaş olduk. Yol arkadaşlığımız çok keyifli ve olabildiğince samimiydi…
Tuncer Kalaycı ağabeyi kaybettik. Mekanı cennet olsun.
Tuncer ağabeyi anlatmak için ne süslü kelimeler ne de afili cümleler yeterli gelmez. O’nu anlatabilmek için sayfalarca yazabilir, saatlerce konuşabilirim. Ancak O böyle yapmamı istemezdi. Ustalık, hocalık yaptı bana. Tuncer ağabey, meseleyi eğip bükmeden, özünden kopmadan anlatmam gerektiğini onlarca kez söylemişti bana.
Tanıyanlar zaten Tuncer Kalaycı’nın duruşunu, mesleğine olan sevgi ve saygısını zaten bilir. Ben bugün hocama, ağabeyime, yoldaşıma olan özlemimle yazıyorum.
Tuncer ağabey çok sevdiği, gözüne bakarken gözleri parlayan Ayşe hocasına yeniden kavuştu. Çok uzun sürmedi ayrılıkları.
Tuncer ağabey evladı gibi sevdiği, benim kardeşim Selçuk Kadı ile buluştu.
Tuncer Kalaycı ebedi dünyada biz ise yalan dünyadayız.
Tuncer Kalaycı benim için ağabeyden öte bir dost, arkadaş, usta, hoca, yoldaştı. Benim gibi kazmaya bile şekil vermek için emek harcadı. Uğraş verdi.
Mekanın cennet olsun koca yürekli adam.
Mekanın cennet olsun yol arkadaşım, ağabeyim, ustam…