Her gün televizyonlarımızda ve sosyal platformlarda gündemimize oturan, kınadığımız Gazze olayı... Kendimizce tepkimizi gösteriyor olsak dahi, telefonların arkasından kınıyor olmak yeterli gelmiyor. Gazze olayını gündemde tutup unutturmamaya çabalıyor oluşumuz, buna son verebilecek olan toplumların, birliklerin ve kuruluşların pek dikkatini çekmiyor.
Hak, hukuk ve adalet gibi kavramların içinin boşaltılmış olma durumunu sadece kendi ülkemizde var sanıyoruz. Ancak Gazze olayından anladığımız üzere, bu kavramların içinin boş oluşu uluslararası bir hâl almış durumda.
Kendi içerisinde adaletini sağlamış olan uluslar, topluluklar ve kuruluşlar; bugün savaş suçu işlenen, beslenme ve sağlık konusunda ambargoya maruz bırakılan Gazze’ye karşı sesini çıkarmıyor.
Ne yazık ki henüz altı yaşında, yaşıtlarıyla oyun oynaması gereken Hind Rojab, araçlarına yapılan saldırıda sağ kalarak yardım ekibine ulaşıp “Çok korkuyorum, beni kurtarın” sözleriyle tüm dünyaya sesini duyuruyorken; ikinci saldırı sonrasında hem kendisi hem de yardım için oraya ulaşmış sağlık ekiplerinin cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ne yazık ki hastane, okul ve güvenli bölgelerde yaşadıkları kâbusun bitmesi için dua ve umutla bekleyen binlerce masum insanın cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ne yazık ki savaşın içine doğmayı kendisi seçmemiş yüzlerce yeni doğmuş bebeğin cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ne yazık ki biraz yemek bularak hem kendi hem de aile fertlerinin açlığını bir nebze olsun yatıştırmak umuduyla yola düşen masum insanların, saldırı sonucunda cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ne yazık ki gönderilen yardımların engellenmesi sonucu, yetersiz beslenme sebebiyle hayatını kaybedenlerin cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ne yazık ki seslerini tüm dünyaya duyurmak, tarihin bu çirkin olayına tanıklık etmemiz amacıyla Gazze’de bulunan gazetecilerin cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ne yazık ki yaralı insanları iyileştirmek amacıyla tehditlere rağmen durmadan çalışan doktorların ve sağlık personelinin cansız bedenlerine ulaşılıyor.
Ve yine, ne yazık ki bu insanların acıları, üzerlerine kurulan tuzaklar hiç bitmiyor.
Bizler mi? Bu haberlere alıştırılıyoruz.
İşte bu utanç, tüm dünyaya asırlarca yeter.
Tüm Dünyaya Asırlarca Yetecek Utanç
Tuğba Eğlengül
Yorumlar