Oy dere kızıldere

Böyle akışın neden

Biz de hal mı bıraktın

San can vere vere oy oy

Sivaslı Aşık Sinem Bacı bugünlerde bizim Mudurnu Çayını ifade etmek için yazmamış elbette bu dizeleri. Ancak yıllar önce kaleme alınmış dizeler bugünün Mudurnu Çayını anlatmıyor mu? Mudurnu kan ağlıyor, ağladığını gören, duyan yok.

Yıllardır Mudurnu Çayı’nda balık ölümleri, renginin siyaha dönmesi ve daha yüzlerce binlerce haber yapıldı. Kimse dereyi öldürenlere dur demedi. Kimse su hayattır, katilsiniz diye sorumlularına hesap sormadı.

Mudurnu Çayının ölmemesi için önlem alınmayınca dere kan ağlamaya başladı. Su sıkıntısının had safhada olduğu, içme suyunun bile kısıtlı olarak verildiği bugünlerde günlerde hala Mudurnu Çayının rengini, ölüşünü görmeyecekseniz o koltuklarda niye oturuyorsunuz?

Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü makamında yıllardır oturan şahıs, kayınpederi, kayınçosu nedeniyle dokunulmaz olmuş sanırım.

Çevreyi kirleten 3-5 fabrikaya dokunmuyor, arıtmasız tesisleri mühürlemiyor.

Bugünlerde izinde olan Sakarya Valisi Rahmi Doğan, makamda oturup iş yapmayan bürokratlara dokunmuyor. Sanırım kendi kariyeri için arkası sağlam olanları görmezden geliyor. Valilik, gazetecilerin kurumlara soru sormamasını, bilgi istenmesi durumunda kendilerinin aranmasını buyurdu.

Kim aldı bu kararı bilmiyorum ama anladığım kadarıyla bizim vali ‘Külliye’ modelini şehirde yaşamak ve yaşatmak istiyor. Valilik basın müdürü de iletişim başkanı rolüne bürünecek. Ne ala ne güzel değil mi?

Şehirde görev yapan hiçbir meslektaşım, Çevre Şehirciliğin torpilli müdürüne telefonu kaldırıp veya mikrofon uzatıp “Kızıla dönen Mudurnu Çayı için ne yaptınız?

Sorumlu olduğu bilinen işletmelere arıtmalarını takana kadar kapatma cezası verdiniz mi? diye soramayacağız.

Biz taleplerimizi ancak valinin külliyesine ileteceğiz. Onlar uygun gördükleri zamanda bize whatsap’tan yazacaklar.

Derdim Sakarya Valiliği’nin külliye oluşturma gayreti değil şimdilik.

Birçok köyün tarımda sulama suyu, hayvanlarının içtiği suyun kaynağı ölüyor. İçme suyunda tasarruf etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz.

Bir yandan su kıtlığıyla mücadele çağrıları yaparken bir yandan üç-beş işletmenin arıtmasız kirli suyu dereye salmasına müsaade edilmesini nasıl anlatacaksınız ağalar, beyler?