90’lı yılların siyaset yapısını ve iletişimini hatırlayanlar olacaktır. O zamanların iki güçlü partisi ve aktörleri Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi…Başında merhum Mesut Yılmaz ve diğerinde ise eski başbakanlardan Tansu Çiller…
Zamanın en güçlü iki partisi seçimlere az bir süre kala kanal kanal gezerek kozlarını paylaşırlardı. Şimdi ki gibi sadece meydanlarda birbirlerine sallamazlar, yüz yüze ne var ne yok anlatırlardı. Tabiki şimdiki siyaset diline hiç benzemeyen bir tarzda ve yapıda…Ne hakaret vardı o dönem, ne belden aşağı vurma eğilimi…Akıllarına bile gelmezdi bu tür iletişim…Ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok konu masaya yatırılır, zamanın usta gazetecileri de istediklerini kendilerine sorardı…Siyasetin bir ağırlığı bir makamı vardı…
Enflasyonun sebeplerini bilimsel olarak karşılıklı konuşur, hatalarını yüzlerine vururlardı ama dediğim gibi saygı, güzel iletişim ve siyaset dili çerçevesinde eleştirilerini yaparlardı.
Tabiki bahsi geçen isimlerin dışında Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve diğer parti genel başkanları da aynı üslup ile ülkenin siyasetine yön verirlerdi. Maksat evet, iktidara gelmek ve ülkeyi yönetmek…Bunu yaparken de halkı ve diğer siyasileri incitmemek en önemli düsturları olmuştu…
Peki günümüzde durum nedir?
Tam anlamıyla felaket…Ülkenin başına geçmek için verilen mücadeleyi tarif etmekte inanın zorlanıyorum…Birilerini yenmek ve koltuğa oturmak uğruna iftira atmak, yalan konuşmak ve olmayan biri durumu olmuş gibi göstermekten daha vahim ne olabilir ki? İçimizdeki hırs bizi o kadar kör etti ki ne dini ne de içinde bulunduğumuz kültürü düşünür ve tatbik eder olduk…
Seçimi kazanmak uğruna karşı tarafa söylenen bazı cümleleri sizlere aktarıyorum…
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Seçim akşamı ya şampanya patlatıp sabaha kadar kutlayanlar olacak ya da temiz alnını şükür için secdeye koyup Rabb'ine hamdedenler olacak.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: 15 Temmuz onların fiili darbe girişimiydi. 14 Mayıs da Batı'nın siyasi darbe girişimidir, bu kadar açık ve nettir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum: 2023 seçimlerinde iktidar değişikliği Türkiye'nin tam bağımsızlığına darbe olur.
Bir zamanlar ‘demokrasiyi içine sindiremediler’ diye söylemler ortaya atanların, aynı demokrasi içinde rakiplerine darbeci yada dış mihrakçı demeleri ne kadar mantıklı?
A partisi B partisini bir kenara bırakalım; rakiplerin aynı dili kullanmayan bir ortamda iktidar mensuplarının kırmızı çizgiyi aşan iletişimi halkın gözünde ne kadar muteber görünüyor? 15 Mayıs sabahı görev değişikliği olduğu taktirde bu söylemleri sarfedenler halkın iradesine ne kadar saygı gösterecek? Siyasetin bu denli kirlendiği bir ortamda halkın iradesi sandığa ne kadar yansıyacak o da aynı bir konu…
15 Mayıs sabahı görev değişikliği olduğunda ‘şampanyalar patlayacak’ diye karşı tarafı itham edenler halkın yarısının iradesine ne derece saygı duyacak? Belki de şampanya yerine, mevcut sistemden bunalan insanlar o gece şükür namazı kılacağı aklınıza gelmiyor mu?
İster kazanılsın ister kaybedilsin, savaşa değil sandığa, seçime ve demokrasiye gidiyoruz. Akıl almaz derecede ağır ithamlar, bozuk iletişimler sadece sizlere değil halka da zarar verdiğini unutmayalım…Herşeyimizi kaybedelim önemli değil, yeter ki saygınlığımızı kaybetmeyelim…Hem dünyada hem ahirette bize lazım olan bunlardır, makamlar değil…
ULAŞIM DAİRE BAŞKANINA BİR SORU
Değerli Başkan, her sabah Yeşiltepe-Erenler-Çarşı hattı (3-7 numara) yoğun seferler ile hizmeti sürdürüyor. Bu yoğunluk sabah saatlerinde had safhada…Örneğin; 08.00 – 08.15 yada 08.45 olabiliyor. Tabi daha erken saatlerde de aynı durum geçerli.
Sadece 08.15 terminal kalkış seferinden örnek vermek gerekirse, çok yoğun bir sefer. Bu seferler icra edilirken ufak araçların kullanılması işin içinden çıkılmaz hale getiriyor. Sadece şunu sormak istiyorum; neden sabah yoğun saatlerde ufak otobüsler tercih ediliyor? Araç arızaları olabilir yada başka nedenler olabilir fakat gerçek olan şu ki o saatleri takip ederseniz halkın ne kadar sıkıntı çektiğini daha iyi görürsünüz…
6 GAZETE AYNI MANŞET
Dün sabah gazete manşetlerine bakayım dedim, bir de ne göreyim…Bir siyasi partinin aynı haberi..Tamam olabilir fakat aynı başlıkla girmeleri dikkatimi çekti. Acaba dedim, ilgili parti ‘başlık bu olsun’ mu dedi yoksa bizim gazeteler ‘nasılsa diğerleri başlığı değiştirir’ düşüncesi mi hasıl oldu onu anlayamadım.
Ulusal gazetelerde de aynı durumu gördüğümüz çok oldu da yerelde görmek biraz tuhaf karşılandı…Tek farklı başlık ise gazeteniz Adapazarı Akşam Haberleri’nde…Halkın ekonomisini en iyi işleyen, piyasanın nabzını en iyi aktaran Adapazarı Akşam Haberleri ise beyaz ete gelen son zamları kaleme alarak ‘Mangal da yalan oldu’ başlığıyla karşınıza çıktı…Halkın gerçek gündemini zinde tutmaya devam edeceğiz…