"Üstü forma, altını sorma" başlığını hayatın pek çok yerine uyarlayabilirsiniz.

Mesela sosyal medyada kusursuz bir hayat yaşıyormuş gibi görünen ama gerçek hayatta büyük mücadeleler veren insanlara...

Vitrini şık, ışıkları göz alıcı mağazaların arkasında maaşını gününde alamayan emekçilere.

Her şey yoluna girecekmiş gibi sunulan planların arkasındaki boş sayfalara.

Mesela toplumun sorunlarını çözmesi için seçtiğimiz insanların televizyon ekranlarında sandalye kavgası yapmasıyla

Hukukun ve adaletin yerinde ve doğru işlenmesi için bir araya gelmesi gereken büyüklerin, sahte oy iddialarıyla haber bültenlerine konu olmasıyla.

Ya da toplumun en kutsal mesleklerinden biri olarak görülen ve bir bireyin yetişmesine liderlik eden öğretmenlerin, iş atamaya geldiğinde değersizleştirilmesiyle.

Bir yandan öğretmenlik mesleğinin ne kadar kıymetli olduğundan söz edilirken, diğer yandan yıllarca emek vermiş genç öğretmenlerin atanamayıp umutsuzluğa sürüklenmesine...

Ve belki de en çarpıcısı...

Öğretmenler seslerini duyurabilmek için açlık grevi yaparken, eğitimden sorumlu bakanın bir peynir festivalinde kameralar karşısında peynir tadımı yapmasıyla bağdaştırabilirsiniz.

Kültürel aktivitelerde bulunmak, yerel değerlerimizi tanıtmak eleştirilecek değil alkışlanacak bir durumdur. Ancak bulunduğun birimin çatlayan zeminine karşı kayıtsız kalmak ve çatlayan zemini onarmak için mücadele edenleri görmezden gelmek için aynı şeyleri söyleyemeyiz.

Mesele peynir değil, mesele kameralara karşı verilen pozları altında ezilen sorunlarımızdır. Mesele o gün ülkenin hangi sorununa öncelik vermediğinin toplum tarafından nasıl okunduğudur.

Bazı olayları anlayabilmek, durumu gözler önüne sermek için kalın kitaplar okumaya ya da uzun araştırmalar yapmaya gerek yoktur. Bazen tek bir kare fotoğraf, bazen de bir haber başlığı bütün sorularımızın cevabını verir. Bazen de içerisinde bulunduğumuz vaziyet, ir röportaj ve iki tebessümün göründüğü fotoğraf karesiyle gizlenir. Uzaktan kusursuz, yakından..

Neyse…

Üstü forma.

Altını sorma.