HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Türkiye Cumhuriyetinin amacı, ‘muasır medeniyet seviyesini’ yakalamak ve geçmektir. Bunu ilke olarak büyük önder Atatürk ortaya koymuştur. Bunu nasıl başaracaktır; tabii ki bilgiyle! Halkına  güvenmeyen aydın müsveddeleri Türkü cahil bulur. Oysa Türk, cahil değildir; öğrenme konusunda tembeldir sadece. Bunun önüne nasıl geçilecektir? Kadına ve eğitime önem vererek. 1924 anayasasında yapılan değişikliklerle kadınlara “1930 yılında Belediye seçimlerinde seçme ve seçilme, 1933 yılında muhtar seçme, köy heyetine katılma, 1934 yılında genel seçimlerde 22 yaşında olana seçme, 30 yaşında olana da seçilme” hakkı verilmiştir. Birçok Avrupa ülkesinden önce hem de...

 

Bu hafta seçim haftası.. seçimlere 33 gün varken şu satırları yazmıştım:

 

“Yakında sandığa gideceğiz. Bu satırları yazdığım şu anda seçimlere 33 gün var. 33 gün sonra oylarımızla iktidarı belirleyeceğiz. İktidarı belirleyeceğiz demek ne kadar doğru olur? Demokrasiye geçtiğimizden bu yana bir kaçı dışında aslında tek adam için oy kullanıyoruz. 12 Eylül 1980 darbesi özgürlükçülüğü rafa kaldırarak, devleti korumak hedefiyle ön seçimlerin önünü kapatmış, parti disiplini adıyla katı bir lider egemenliğinin yolunu açmıştı. 2018 halk oylaması bunu sistemleştirmiştir. Bugün çok azı dışında her partide her şey liderin iki dudağı arasındadır.”

 

Öylede olsa seçim seçimdir. Seçimlerin yapılmadığı yerde demokrasinin sözü bile edilemez. Elbette  seçimler ilke ve kurallardan ayrı düşünülmemeli, çıkan sonuçlara razı olunmalıdır. Siyasal sistemin demokratikliği (yani demokrasiye uygunluğu) buna bağlıdır. Çünkü tanıma göre “Demokrasi; dünyadaki tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir.” 

 

Devletin henüz ortaya çıkmadığı ilkel toplumlarda dahi, kabile üyelerinin karar alma sürecine katılması gibi bazı demokratik unsurlara rastlansa da bildiğimiz anlamda seçimler Eski Yunan Şehir devletlerinde ortaya çıkmış, zaman içinde gelişip değişerek günümüze kadar gelmiştir. Hem Eski Yunanda, hem Roma imparatorluğunda halk yurttaş sayılmadığı için seçkinler yöneticileri seçer senatoya gönderirlerdi. Osmanlıda ise halkın siyaset yapması ve devlet işlerine karışması kesinlikle yasaktı. Bu yasağı delen olursa idam edilirdi

 

Bildiğiniz gibi seçimler ülke yönetimi için genel, şehir veya belde yönetimi için yerel seçimler yapılır. Amaç ülke kaynaklarının yönlendirme, yönetilme, üretilme ve paylaşım aşamalarında adil  davranacak, yasama ve yürütmede yer alacak yöneticileri seçmektir.  Eski dönemlerde seçme ve seçilme hakkı din, mezhep, cinsiyet etnik köken ve vergi verme gibi zorunlu şartlara bağlıydı. Günümüzde bu şartların yerini “genel ve eşit oy” ilkesi almıştır.

İslamiyet’te Şii ve Sünni ayrımına yol açan yönetici seçimidir. Hz. Muhammed’in ardından gelecek yöneticilerin görüşmeler sonucu yapılacak seçimle belirlenmesi Hz. Ali taraftarlığına yol açmış, bunun sonucunda Şia (destekçi, taraftar), yani Şiilik doğmuştur. Hz. Ali, Muaviye arasında süren Sıffın savaşını bitirmek için Kur’an-ı Kerim hükümleriyle karar verilmesini sağlayacak hakemler  kurulu kurulmasını önerince Şiilikten ayrılan Hz. Aliye karşıt ‘Hariciler’ ortaya çıkmıştır. Buradan çıkarılacak sonuç ‘seçimin barış’ olduğudur. Barışa karşı çıkanlar kavgayı sürdürmek isteyenlerdir. 

Gelelim modern dönem seçim sistemine.. halkı; kimin, nasıl temsil edeceği aşılamaz sanılan asıl sorundu. Birçok düşünce ve geçirilen aşama sonunda 18. yüzyılda genel oy fikri yaygınlık kazandı. Böylelikle seçme ve seçilme hakkı tüm yurttaşların hakkı oldu.

 

Bu hafta seçimlere gidiyoruz. Yurttaşlık hakkı olarak seçimler ulusumuz için vazgeçilmez unsurdur. Ben her seçimde oy kullanmaya bayrama gider gibi gidiyorum. Kazanan kim olursa olsun kazanan ülkemiz olsun. Ülkemiz kazanırsa bizde kazanmış oluruz.

İşte bu yüzden seçim bayramdır.