Gençliğimizde radyolardan şöyle bir reklam duyardık:   

 

- Bir bilmecem var çocuklar

- Haydi sor, sor...

- Çayda kahvaltıda yenir

- Acaba nedir, nedir?

Reklam şöyle devam edip bitiyordu:

 

- Bisküvi denince akla

- Tamam şimdi bulduk

- Her an onun adı gelir

Bugün yazımızın konusu bu bilmece gibi. 

 

Askıda ekmek, çıkma sebze ve meyve arayanların artması, boş baklava, bayat simit, (hangi etten çekildiği, içine nelerin katıldığı bilinmeyen, ya da bilinen) normal fiyatından üç kat daha ucuza kıyma satılıyorsa;

 

Taciz, tecavüz, cinsel sömürü artıyorsa;

 

Her şeyin zamlı fiyatlarına koşut cinayetler artıyorsa (bilim insanlarının 65 farklı ülkede 50 yıllık suç istatistikleri konusunda yaptıkları inceleme “İnternational Criminal Justice” dergisinde yayınlamışlar. O incelemeye göre enflasyon artış oranının iki katı suç oranlarının arttığı vurgulanıyor. Yani enflasyon %120 ise  suçun artış oranı %240 olurmuş); sadece o değil fuhuş, hırsızlık, uyuşturucu ve hap kullanım ve satışı, kara para  ve kara para aklama işleri gündemden düşmüyorsa;

 

Dünyanın kırmızı bültenle aradığı mafya babaları Türkiye’yi turistik tesis gibi kullanıyorsa, kimi Nişantaşı’nda villalarda oturuyor, Bebekte kafelerde kapuçino içiyorlarsa, daha da ilerisi buraları onların kapışma, vuruşma alanı oluyorsa;

 

Beş binin üzerinde fakirlikten kurtulma duası siteleri varsa, borçtan kurtulma duası, kredi kartından, icra takibinden kurtulma, zengin olma, bir yıl içinde zengin olma, para bulma, acil para bulma, cüzdan, define bulma duası peynir ekmek gibi satılıyorsa, iş bulma, devlet memuru, terfi olma, rütbe alma, tayin duası tek umut olmuşsa, bunları pazarlayan medyumlarsa, (kadın veya erkek olmaları pek önemli değil, var olmaları bile yeterli), hatta bir medyum, İsviçre ve Belçika damgalı, uluslararası medyumlar birliğinin kim sorarsa medyumluk diplomasını ücretle veriyorsa, diplomayı alanın ister altılı bülteni, ister iddia kuponu ne isterse onu koyup muska diye ekleyerek gelecekten haber veriyorsa; 

 

İnsanlar çaresizliğini milli piyango, loto, toto, altılı ganyan, iddia oyunlarıyla yenmeye çalışıyorsa;  

 

Aldığın makas kırılıyorsa, somun bir vida sıkımıyla eziliyorsa, tuvalet kağıdı hem darlıyor hem kısalıyorsa, deterjanın gramajı, her ürünün kalitesi düşüyorsa;

 

Üç çocuk annesi kaynana damadına, dört çocuklu bir anne internet yoluyla tanıştığı on beş yaşındaki bir çocuğa kaçıyorsa, biri iki, biri üç çocuklu iki elti kocalarından daha varlıklı bir adama varıp birbirlerinin kuması oluyorlarsa, okuma yazması olmayan yedi torun sahibi babaanne  dört torun sahibi adamla kaçıyorsa, Netflix’teki, Amazon Prime’daki kurgu dizilerini aratmayan Türkiye gerçeklerini yansıtan hikâyelerin her bakımdan sayısı artıyorsa, bu hikâyeleri izleyen sayısı haberleri izleyenlerden yirmi otuz misli fazlaysa;

Esra Erol, Didem Arslan, Müge Anlı bu tür programlarla yıldızlaşıyorsa;

Bir ekmeğin hesabını yapanların arttığı yerde altın tozuyla kahve yudumlayan çıkıyorsa;

Yasalar çerçevesinde yaşayanların yerine yasa dışı yaşayanlar artıyorsa;

Konut kiraları maşları geçiyorsa; 

Artık sormanın sırası: “Orada ne vardır?”  

 

Tabii ki “ENFLASYON !” Ama çayda, kahvaltıda yenmiyor bu bisküvi...

(Büyük usta Yılmaz Özdil’e saygıyla)