Bildiğimiz anlamıyla “inci” süs eşyasıyken asıl anlamından farklı amaçla söylenen sözlere de “inci” dendiğini bilirsiniz. Bugün sizlere bu incilerden sunmak istiyorum. Bir zamanlar demokrasiye örnek olsun diye 6 kere gidip 7 kere gelen, 8’incisinde cumhurbaşkanı olan merhum Süleyman Demirel bu incilerin sahibi.
Rahmetli Demirel’i barajlar kralı olarak bilirdi herkes. Başını Uğur Mumcu’nun çektiği, benim de içlerinde yer aldığım bir kesimde, politikaya atılmadan önce ABD’li Morrison firmasının temsilciliğini yapması sebebiyle kendisine “Morrison Süleyman” da derlerdi. Kıvrak zekâlı, köylülüğünü onurla taşıyan, Türk köylüsüne arka çıkan politikalarıyla destek gören Demirel’den inciler saymakla bitmez. Okudukça çoğuna gülümseyeceksiniz.
*
Gazi Osman Paşa ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın tüm direnişlerine rağmen Rusların doğuda Erzurum’a, batıda İstanbul’a kadar ilerlemesi üzerine Osmanlı mirasını Ruslara kaptırmak istemeyen (Avrupa devletleri de aynı görüşteydi) İngiltere, Rus Çarlığına karşı Osmanlıyı koruma sözüyle (Akdeniz’de bir üs sahibi olmak amacıyla) Kıbrıs adasını istedi. 4 Haziran 1878’de imzalanan Kıbrıs Konvansiyonu ile Kıbrıs Adası İngiltere’ye bırakıldı. Daha sonra bu bizim başımızı epey ağrıttı tabii. 1955’te başlayan ve 1974’te yapılan Barış Harekâtına kadar süren bu durum nedeniyle 1960’lı yıllar hep Kıbrıs sorunuyla geçer. O arada İngiltere’yle Türkiye’nin arası kötüdür. Böyle bir durumda Demirel, bir İngiltere gezisi dönüşünde gazetecilerin soru yağmuruyla karşı karşıya kalır. Bir gazeteci şöyle sorar:
- Efendim, neden İngiliz Dış İlişkiler Bakanı’nın elini sıktınız?
- Neresini sıkacaktım kardeşim?
*
Demirel’in Başbakan olduğu sıralarda Yunanistan’la 12 ada ile ilgili gerginlik had safhaya çıkmış, savaşın eşiğine gelinmiştir. Kabine toplantısının ardından gazeteciler merakla verilecek cevapları beklerler. Gazetecinin biri şu soruyu yöneltir:
- Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin bir Yunan gölü olduğunu iddia ediyor. Cevabınız ne olacak?
- Ege bir Türk gölü değildir.
Ege bir Yunan gölü de değildir.
Eeeee.... Ege zaten bir göl de değildir...
*
Derin devlet konusu her zaman ilgi çekmiştir. Gazeteciler ona bir gün bunu da sormuşlardı:
- Muhabir: Efendim, derin devlet nedir?
- Demirel: Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir.
*
Demirel’in ekonomideki gidişatla ilgili görüşlerini merak eden gazeteci sormuştu:
- Sayın Demirel, Türkiye’nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?
- İyi.
Sadece soruyu soran gazeteci değil herkes şaşkındır. Demirel devam eder:
- Ama iki kelimeyle özetlememi isterseniz iyi değil!
*
Demirel’de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi amacını taşıyordu. Bunun için tarih alma konusunu bir fıkra ile dile getiriyordu:
- Avrupa Birliği’ne girmek isteyenler sınava alınıyor. Bulgaristan sınava giriyor, “atom bombası ne zaman atıldı” diye soruluyor. “1945” diyor, “geçtin” deniyor. Daha sonra Romanya sınava giriyor. “Atom bombası nereye atıldı” deniyor, “Japonya” diyor, “sen de geçtin” deniyor. Türkiye’ye sıra gelince “atom bombası atıldıktan sonra ölenlerin isimleri, soyadları, doğum yerleri, mesleklerini söyle” deniyor. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun Türkiye ve Avrupa sıkıntıları aşacaktır ve Türkiye, AB’nin tam üyesi olacaktır.
*
Rahmetli Demirel’in pek çok sözünü yer darlığından dolayı buraya alamadım.
Daha pek çok sözünden birkaç kısa sözünü ekleyerek yazımıza son verelim.
- Kırk günde kabak yetişmez...
- Dün dündür, bugün bugündür...
- Dünkü güneşle, bugünkü çamaşır kurutulmaz...
- Galibiyetin sahibi çoktur, Mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir...
- Memleket meseleleri bir parkta oturarak halledilseydi, çok büyük bir park yaptırır, hep beraber içinde otururduk...