Geçmişte 99 depremini yaşamış bir kent olarak ağır yaralar aldık. Bazı belediye başkanları döneminde yatay mimari başlatıldı ve devam edildi. Uygulama, gerek can güvenliği gerekse depremden sonra korkuları azaltmak ve o psikolojinin önüne geçmek için güzel ve yerinde görüldü milyonlar tarafından….

 Peki ya yüksek katlı bina sorunları? Halen duruyor…Tam 24 yıldır Sakarya’nın bağrına basmayı bekleyen bir hançer gibi…Yüksek binalar, depremde nasıl bir yara bırakacak orası belli değil. Evet bir yara olacak fakat etkilerini şimdiden çözmek güç…99’da yorulmuş, savrulmuş ve de direnç kaybına uğramış bu binalar için hemen şimdi harekete geçilmesi için neyi bekliyoruz? Yeni bir Sakarya depremini mi? Yoksa eli kulağında olan Marmara depremini mi?

 Hangisi olursa olsun 7’nin üzerinde olacak bir deprem, kentteki 5 katlı binaları yerle bir edeceğini söylemek için statikçi, jeofizikçi yada geoteknik mühendisi olmaya gerek var mı? Depremler ne zaman bizim için bir milat olacak sahi..?

 Önümüzde en acı örnek Kahramanmaraş depremleri (7,8 ve 7,6) değil mi? Müteahhitlerin ucuz malzeme kapma yarışı, denetim firmalarının ‘tamam sıkıntı yok’ deyip projeleri onaylaması ve belediyelerin zaten iş bittikten sonra ‘kabul’ imzası, durumu bu noktaya getirmedi mi? Sahi belediyeler bu tür eksiklerin olduğu projelere nasıl imza atar? Eksikler, fiziken yada evrak üzerinde görülmüyor mu? Evet görülüyor…Peki neden ? Konuşulacak çok şey var…Burayı geçtim…

 Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin deprem bölgesinde ne kadar kararlılıkla çalışmalar yaptığına şahidiz…Aynı kararlılık ve vizyonu bundan sonra Sakarya’nın yüksek katlıları için de göreceğimize şüphem yok…Bunların sayısı belli..Tek tek bilimsel çalışma yapıp, binaların depreme dayanıklılık testleri yapılabilir. Gerekirse, sağlam görülmeyen binalar için hızlıca proje hazırlanabilir…

 

Sakarya için hemen, şimdi…

 

SEÇİM VE GEÇİM

 

Seçime çok fazla zaman kalmadı. Önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan 14 Mayıs tarihini işaret etmişti. Ülke olarak yeni bir seçimin arifesindeyiz…Kim gelirse gelin, artık şu kesin; bu ülke insanı huzur, barış ve rahatça geçinebileceği bir ekonomi düzeni istiyor…Bunu en iyi yansıtacak olan parti yada partiler iş başına gelecektir. Halk kısır çekişmelerden, boş gündemlerden ve birbirini yemek isteyen siyasilerden bıktı…Artık kavga değil, huzur zamanı gelmeli…

 

Kaç gün daha yaşayacağımız belli olmayan şu dünyada, bu ülke insanları stresli yaşamaktan usandı…Ne kendimizi kandıralım ne de şu garip halkımızı…Bir hesap var, hesapların da ötesinde bir hesap…Orayı sadece birkaç dakika düşünsek bu iş bitecek…Kaçımız düşünüyor? Mevla hepimizin yardımcısı olsun…