Yaşamakta olduğumuz zor günler bizlere bazı konuların altının kalın çizgilerle çizilmesi gerekliliğini gözümüze sokarcasına hatırlatıyor.
Bu tür felaketlerde yardım kuruluşlarının ne kadarda önem arz ettiği aşikar.
Yardım kuruluşlarının Tahakküm altında kalmaması ve bağımsız olması ne denli önemlidir ki dünyada örnekleri böyledir.
11 ili etkileşim alanına alan deprem felaketinde gördük ki;
Özellikle çeyrek yüzyıldır Devletin yardım kuruluşları siyasetin esareti altında başkalaşım yaşamış ve kuruluş amaçları dışına çıkmıştır.
Artık ticari bir kuruluş haline gelmeleri güvenilirliklerini kaybetme noktasına gelmişlerdir.
Bu kurumları siyasetin esareti altında tutmak için liyakat sahihi olmayan insanların atama yapılması söz konusudur.
Dünyada eşi benzeri olmayan öyle bir Milletiz ki, her ne kadar ayrıştırılma üzerine uzun yıllar çalışılmasına rağmen tek yumruk olmasını bildik ve bilmeye devam edeceğiz.
Gönüllü yardım kuruluşlarının çalışmaları gözlerimizi yaşarttı iyi ki varsınız.
Yardım kuruluşları felaketlerde herhangi bir talimat ve emir beklemeksizin görev bilinci gereği aksiyon alır, ayrım yapmadan felaket bölgesine eşit muamele yapar.
Asolan amaç en ivedi şekilde yardımı ulaştırmaktır, show yapmak değildir.
Ne demek benim halisane duygularımla oynamak, bu hakkı kim verdi size.
Benim halisane bağışlarımı ticari emtia olarak kullanamazsınız.
Ey siyaset Çekin artık elinizi yardım kuruluşlarından.
Felaketin üzerinden 24 gün geçmesine rağmen hala yardım bekleyen yurttaşların olması, feryatların yükselmesini hiç mi görmüyor ve duymuyormusunuz?
Gönüllü yardım kuruluşlarını bertaraf etmeye uğraşacağınıza liyakatsizlerin yönettiği devletin yardım kuruluşların bağımsızlaşmasına önayak olun.
Unutmayın ki aynı gökyüzü altında yaşıyoruz.
“ Acılar paylaşıldıkça azalır, Sevinçler paylaşıldıkça çoğalır.”
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim