Yakın tarihimizin küresel ölçekli güçlü ve yıkıcı etkileri itibarıyla yaşanmış olan ve milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve milyarlarca insanın da birkaç yıl boyunca ağır kabuslar görmesine sebep olan Covid-19 olgusu idi.

Yerkürenin neredeyse tüm beşeri hayatı, adeta durma noktasına gelmiş; hatta yer yer durmuştu bile...

Birçok ülke güvenlik ve sağlık gibi zorunlu hizmetler dışındaki her türden hizmet üretimi durmak zorunda kalmış; virüsün yayılma ve bulaş hızını kesmek için tüm sosyal ilişkiler dondurulmuştu. Hijyen tedbirleri en üst seviyeye çıkarılmıştı.

İşte bu koşullar altında normal yaşama bir an evvel geçilmesini sağlamak üzere gerek devletlerin sağlık kurumları ve gerekse de ilaç firmaları acil olarak virüse karşı farmakolojik çalışmalar başlattı.

Elbette ilk akla gelecek olan çözüm, insan vücudunun bu virüsü yenebileceği antikor üretimini yükseltecek olan aşının bulunması üzerine olacaktı. Nitekim, bu fasılda olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde, virüse karşı gerekli aşının bir an evvel bulunması için derhal laboratuvar çalışmalarına başlandı.

İlk olarak Çin üretimi olan "Sinovac" aşısı, hemen ardından da Almanya'da tıp alanındaki çalışmaları ile bilinen iki Türk kökenli hekimin geliştirmiş oldukları "BionTech" aşısı...

Üretilen bu aşılar laboratuvar süreçleri aşamasının hemen ardından, gerekli ve yeterli zorunlu testlerden geçirilmeksizin hızlıca kullanıma sokuldu.

Muhtemel yan etkilerinin ne olacağı sorusunun cevabı ise, kullanım öncesi standart tıbbi deneyler ile değil de, yaygın kitlesel aşı uygulamalarının sonuçlarına bakarak anlaşılacaktı.

Nitekim zamanla bu yöndeki bir kısım soruların cevapları ortaya çıkmaya da başladı.

Zira, aşının uygulandığı bazı kişilerde ciddi komplikasyonlar görülmeye başlandı.
Şikayetler giderek artıyor; dahası bazı vakalar ölümle sonuçlanıyordu.

Başlıca şikayet konusu ise, aşının yaygın bir şekilde kalp ritminde meydana getirmiş olduğu ciddi ve yaşamsal/ölümcül sağlık sorunlarına yol açtığıydı. Bunun dışındaki diğer önemli şikayet konusu ise, daha nadir görülmekle birlikte kısmi beyin iltihabına sebebiyet verdiği ve bunun da kol ve bacak gibi bazı uzuvlarda işlev bozukluklarına neden olduğu yönündeydi.

İşte tüm bu yaygın ve sık görülen ciddi yan etkiler dolayısıyla Corona Virüs aşısı üreten ilaç firmaları hakkında bazı ülkelerde mağdur edildiklerini düşünen şikayetçiler tarafından ilgili mahkemelerde ardı ardına davalar açılmaya ve akabinde de yüklü miktarda tazminatlar talep edilmeye başlandı.

Görülecek olan bu davalar arasında en dikkat çekici olanı ise "BionTech" hakkında Almanya'da açılmış olan davaydı.

Davanın nasıl bir seyir izleyeceğini ise, elbette tüm dünya ile birlikte bizler de hep birlikte merak ile takip ediyor olacaktık ki...

Davanın Alman mahkemesi tarafından red edildiğini öğrendik.

Merak ediyorduk, zira "BionTech" aşısının en yoğun kullanıldığı ülkelerden birisi de Türkiye idi.

Tüm dünya ile birlikte bizim de merak ettiğimiz konu aslında aynıydı: Aşının kullanımının ardından yaşanmış olan kimi sıradışı ani ölüm vakalarının sebebi acaba "BionTech" aşısının yan etkileri olabilir miydi?

Bunu, davanın seyri sırasında mahkemeye sunulacak olan tıbbi raporlar ve ilgili kanıtlar ile belki anlamış olacaktık ki; Alman mahkemesinin davayı geri çevirmiş olması ile bu konudaki belirsizliğin bir süre daha devam edeceği anlaşılmış oluyordu.

Dava konusu olan aşının kullanımında hükümetlerin de mesul bulunması, olumsuz bir durum karşısında dönemin ilgilileri ve devletler hakkında da ciddi davaların açılması söz konusu olabilirdi.

Bu da küresel çapta büyük protesto eylemlerine dönüşecek bir potansiyeli içinde taşıyan riskli bir durumdu...

Keza Alman hükümeti daha davanın red edilmesinden önce, bu konuda "Pozitif Fayda-Risk Profili" bağlamında konuyu ele alarak, aşının uygulanması ile ortaya çıkacak muhtemel yan etkiler bulunmuş olsa bile, faydasının çok daha yüksek bir oran oluşturduğunu ifade ederek, derhal kendisini savunmaya yönelerek gelişecek muhtemel sert tepkilerden kurtulmaya çalışmıştır.

Benim kişisel kanaatime göre de, kullanılan aşılarda ciddi ve ölümcül sonuçlara yol açacak önemli yan etkiler bulunduğu şeklindedir.

Bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğim!
İnsanların kaderi ilaç tekellerinin kâr hırsına terkedilemez!

Hep birlikte sağlıkla dolu nice günlerimizin olması dileğimle...

"Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi."
Kanuni Sultan Süleyman

Sağlıcakla kalın!