Küpün içinde ne varsa dışarıya sızan da odur. İnsanın fikri ne ise zikri de odur denir. Fakat insan bu tutarsızlığa meyilli olduğu için özüyle sözü bir olmayabiliyor.
Anlatılanlar ile yaşananlar ve yaşatılanlar tezat olabiliyor. Gerçek olan bir tez vardır insan bulunduğu kabın şeklini alıyor. Mevcut ilişkinin, kişilerin, işlerin hâli şekline bürünüyor. Onlar sana uymaz ise sen onlara uyarak şekli evrim değiştirebiliyorsun.
Kim kime bakarak aydınlanır veya kararır orası muamma. Asıl olan akli iradedir. İnsanı yanlıştan hatadan ve günahtan koruyan zırhın adıdır. Aklını kullanmamak ya deliliktir ya da hayvanî akla denktir. İnsanı kâmil olan iradesiyle hareket eder.
Kendini eğitemeyen geliştirmeyen, öğrenmeyen insanlar güdülmeye mahkumdur. Özünü kaybeden kendini kaybeder, kendini bulduğunda da nasıl bir enkaz ile bulur bilinmez. Özde mi? sözde mi? Sorusunu kendimize sorduğumuzda özde olan gerçek cevabı vicdanımıza verebiliriz.
Son zamanlarda baktığımızda ise kimsenin ne özü kalmış ne sözü kalmış. Ar zamanı değil, kâr zamanı olmuş. Kâr etmeye çalışırken kaybettiğinin farkına varamamak ise gaflettir. Özüne ninni söyleyen gerçeklere ayılamaz. Sözleri de masaldan öteye geçmez. Gerçekleri idrak ettiklerinde ise söylenecek tek söz "geçmiş olsun" demektir.
İnsan sürekli kendiyle yarış halinde olmalıdır. Başkalarıyla yapılan kıyas, egolu rekabet, hırs küpü olmamıza neden olurken özümüzün de küflenip mantar olmasına sebebiyet verir.
Özün de sözün de doğru olması ilahi bir kul olmanın ve dosdoğru bir insan olmanın emaresidir. Yanlış yaparak doğru yaşayamazsınız
Size doğru olan başkalarına eğri gelebilir. Fakat eğriden doğru olmaz, doğru olan da eğrilmez yamulmaz. Kılıç kınına balta sokamazsınız baltayı da taşa vurduğunuzda ise elinizde kalan sapıdır.
Velhâsıl kelâm, özü sözü bir olan insanlara selâm olsun vesselam.