Siyaset yapma biçimi çok uzun zamandır zemin kaybı yaşıyor, sağlıklı alanda siyaset yapabilme olanağı yok. Dahası asıl maksadından uzaklaşıldı, hizmet üretmek yerine üretiyormuş gibi davranmak moda oldu.

Şu “algı” dedikleri mesele, tribüne oynama meselesi. Bir şey yapmadan çok şeyler yapıyormuş havası estirmek, ilginç örnekler yaşıyoruz konuya dair.

“Hiçbir hizmet üretmeden, başarıyı algıdan ibaret gören, aldığı kredilere lansman programı yapan ve temel atmama törenleri düzenleyenlerden asla olmayacağız” sözün sahibi Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu.

O da benim gibi algı oluşturulmasından rahatsız ancak bir farkımız var Işıksu bizzat kendisi de algı oluşturma çabasında.

Siyaset yaptığı düşüncesi ile bizimle ilgisi olmayan, komşumuz dahi olmayan sınır ötesi bir il belediyesine eleştiri getirmekte. Bizimle ne ilgisi var, sorumlu olduğu belediye sınırlarının hangi sorununu çözümüne katkı sunar, bu siyaset tarzı.

Bütün mesele algı oluşturmaktan ibaret.

Son dönem siyaset tarzı, kolay olan yolu seçiyor siyasetçilerin önemli bir kısmı maalesef. Işıksu’da böylesi bir örnek sergiliyor.

Kısa süreli yağan yağmur ve özellikle Adapazarı sokaklarının göle dönüşmüş sokakları, depremden en fazla etkilenmiş olmasına rağmen geçen bunca süre içerisinde bir türlü becerilemeyen kentsel dönüşüm. Hele önümüz kış kar buz geçtiğimiz kışlar gibi olmaz dileğimdir.

Herkesin ortak kanaati olan bir durum var ki Adapazarı’nın durumunu ortaya koyuyor. Taraflı tarafsız her kesimin kabul ettiği ihmal edilmiş yok sayılmış Adapazarı gerçeği.

Son yıllarda hemen hemen hiçbir yatırım alamamış, geri kalmış özelliği ile dikkat çekmekte. Şehir merkezine yakışmayacak görüntüler.

Merkez sokakların hali ortada, kenar mahallelerden söz etmeye bile gerek yok. Sokaklar doğal otopark haline dönüşmüş, iki yönlü araç parkları ile daraltılmış cadde ve sokaklar, tam bir başıboşluk hakim.

Sanayi esnafı boşta kalmasın diye sanırım tamir edilmeyen, her bir çukur araç ön takımını orada bırakacak boyutta. Sorunlar yumağı ve bir türlü çözüme ilişkin iradede yok ortada.

Demem o ki kendi kapısının önünü görmeyecek, görev tanımın içerisinde olmamasına rağmen siyaset yapacağım diye uzak alanlara eleştiri getirmek neresinden bakarsanız bakın tutarsızlık.

Tamda algı denilen alana yatırım yapmak, hizmet üretmekten daha kolay olan yolu seçmek denir buna, Işıksu başkan kendi eleştirdiğini bizzat uygulamakta.

Doğrusu enerjinin boşa harcanması demek oluyor ki yazık ediyor, israf ediyorsunuz. Ne boşa harcanacak zaman var ne de boşa harcanacak bütçeler.

Çok uzağa gitmeden Belediye binasını merkez seçin, 3 km çaplı alanı bir tarayın ne söylediğimi kendi gözünüz ile göreceksiniz.

Bunu yaptıktan sonra merkez cadde ve sokakların sorunun çözdükten sonra, sıra kalırsa Şeker Mahalleye, Karaosman Mahallesine, Hızırtepe, Maltepe ya da diğer sorunlu bölgelerle ilgilenirsiniz.

Şehrin merkez ilçe belediyesi olarak seçildiğinizden beri geçen süreçte katma değeriniz ne oldu. Hani bir laf vardır ya “Dinime laf eden, bari dinimden olsa” misali.

Siz önce belediyeciliği doğru yapacaksınız ve şehrinizdeki diğer belediyelere örnek teşkil edeceksiniz ki katma değer katılsın. Daha sonra ise ben yaptım bakın ama bunlar beceremiyor deme hakkına sahip olasınız.

Evin misafir odası şehrin merkezini düzenleyin, sonra bakarız başka Belediyelerin durumuna.