AK Parti'nin 'Hayvan Hakları Kanunu' ile ilgili yeni düzenlemede sahipsiz sokak hayvanlarının uyutulmasını yani öldürülmesini gündemine alması tartışmalara yol açtı. Bu konuda parti de ikiye bölünmüş durumda. Hayvanların öldürülmesi partinin ruhuna, dini literatüre ve tabanın bir kısmına rahatsız edici gelirken; diğer kesim ise toplumdan çok fazla şikayet geldiğini iddia ederek düzenlemenin yerinde olduğunu belirtiyor.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanları her zamanki gibi kendisini yanlış yönlendirerek partiye zarar vermeye devam ediyorlar. Bakın beyler, Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de kuduz vakaları çok nadir görülüyor. Kuduz hastalığı vakalarının en çok olduğu yılda bile sadece 4 vaka söz konusu olmuş. En son veri yılı olan 2021 yılında vaka sayısı 3. İyi okudunuz mu, sadece 3.

 

Öte yandan ülkede toplamda 4 milyona yakın sokak hayvanı bulunuyor. Bunun sadece 350 bini kısırlaştırılmış durumda. Yani belediyeler görevlerini yeterince yapmamış. Rakama bakılırsa, kısırlaştırılmış hayvan sayısı, toplamın yüzde 10’unu bile bulmuyor. Çiçek böcek işler yapmayı önemli işlerden sayan belediyeler, toplumun bu sorununa pek aldırış etmemiş olmalılar ki kısırlaştırmada epey geri kalmışlar. Uyutarak öldürmeyi kurtuluş sananlara şunu da söylemeden geçemeyeceğim; uyutmanın maliyeti 4000 TL’yi buluyorken, kısırlaştırma sadece 500 TL. Bizim ülkede işler hep böyle yürüyor. Sorunun çözümüne yönelik daha hesaplı yollar varken, bizler ise işin hem pahalı hem de sonucu belli olmayan argümanları tercih ediyoruz. 

 

Orman yangınlarında bunu yaşamadık mı? Devletin envanterinde yangın söndürme uçakları varken, biz gittik Ermenistan’dan üstelik de helikopter kiralamadık mı? Neymiş efendim ucaların masrafı varmış. Evet masrafını söyleyeyim, o zamanki parayla 1 milyon TL. Peki kiralama parası? Bizim uçakların bakımının 12 katı. İşte ülkemizin işleri bu şekilde….

 

Sokak hayvanlarının durumu da üstte verdiğim örnekle aynı…Tabi bu işin mali kısmı. Bir de dini ve vicdanı kısmı var…Sokak hayvanları öldürmedin caiz olmadığını sanırım bizi yönetenler bilmiyor. Osmanlı devletini kendisine şiar edinenler, ecdadın bu konudaki uygulamalarına baksa iyi olurdu.  

 

 

İslam fıkhında esas olan hayvanların yaşatılmasıdır. Çünkü bir defa bu hayvanların yaşamasını takdir eden ve onlara hayat veren Allah’tır. Allah’ın yaşamasını irade ettiği varlıkların katli bir anlamda Allah’ın yaratma sıfatına da karşı çıkma anlamı taşımaktadır.

 

Efendim saldırıyor vs vs…Saldıran köpek ya çok fazla açtır, ya da yavrularını koruma iç güdüsüyle hareket ediyordur. Ölesiye aç kalan bir sokak hayvanında da ayrıca sorumlu değil miyiz? Bırakın onları itlaf etmeyi, yaşatmak hayatta kalmasını sağlamak vicdani bir görev değil mi? Hükümet, kısırlaştırma işinde başarılı olamayınca topu taca atıp daha kolay yollara meyletmeyi bırakmalı, toplumun ve vicdanın sesine kulak vermelidir. Öldürmek kolay, sen yaşatmaya bak kardeşim…

 

 

 

 

 

Bu konuda vicdanları bir kez daha uyarmak sokak hayvanları konusunda yanlış bilinen gerçeklere değinelim…

 

-Sokak köpekleri kendilerine saldırılmadığı sürece (eğer agresif yapıda değilse) insanlara saldırmaz. İnsanlardan gördükleri zulüm neticesinde birçoğu zaten korkaklaşmıştır. İnsan köpeğe iyi davranırsa köpek o insanın en büyük dostu olur. Sokak köpeği sadece kendisine kötü davranana ve korktuğuna tepki verir.

 

-Her kaşınan köpek uyuz değildir. Her kaşınan insanın uyuz olmadığı gibi. Uyuz, hayvanda aşırı tüysüzlük, zayıflık ve vücutta kızarıklaşmış yaralar şeklinde kendisini gösterir. Bazen tüyleri dökülmüş köpekler görürseniz endişelenmeyin. Sokak hayvanları zaman zaman mevsim değişikliklerinde tüylerini dökerek bir tüy yenileme dönemi yaşarlar. Bu her yıl yaşadıkları doğal bir durumdur.

 

- Sokak hayvanları insanlar gibi çatalla yemek yemez. Ağızları bağlı torbaları patileriyle açmaları mümkün değildir. Birçok işlem için dişlerini kullanırlar. Eğer çöp torbalarınızın ağzını sımsıkı bağlamazsanız onlar da parçalamak zorunda kalmaz ve böylece tüm çöpler sokaklara dağılmaz. Bunlardan şikayetçiyseniz ve sokak hayvanlarının yegane beslenme kaynağı olan çöp torbalarının geldiği halden memnun değilseniz basitçe kapınızın önüne bir kap mama koyabilirsiniz.

 

 

-Sokak hayvanları kontrolsüz üredikleri takdirde nüfusları çoğalmaktadır. Zaten sokaklarda bulabildikleri sınırlı sayıda yemek artığıyla hayatta kalmaya çalışırken bilinçsizce doğurarak kendilerine yeni yemek ortakları da katmaktadırlar. İnsanlar olarak onların nüfuslarını kontrol altına almak bizlerin görevi. Yani yasada belirtildiği şekliyle belediyelerin kısırlaştırma yapması şarttır. Düzenli kısırlaştırma yapılırsa üreme kontrol altına alınır.