Arkadaşımın torunu on yedi yaşında bir kalp ameliyatı esnasında yaşamını yitirdi. Cenazesine katıldım, yüzler hüzünlü, efkarlı, ağlamaklı, dedesinin yüz rengi bembeyaz olmuştu.
Bende anamı düşündüm bu ara, benden büyük iki oğlunu toprağa vermiş, biri altı yaşında, diğeri iki yaşında. Belki bir yetmiş yıl ağladı, yüzlerini görmediğimiz ağabeylerimizi öyle tanıyoruz ki hemen hemen her gün anlatılırdı evimizde, yaşamımızda hep vardılar.
Şimdi düşünüyorum, bu on yedi yaşında ki kızcağızın annesi, benim anam gibi hep ağlayacak, bu ana bir ömür boyu ağlayacak, bir ömür boyu onu konuşacak, Allah sabırlar versin.
Bende yaşlandım artık, ölüm her an kapıda bunun üzerine bir şiir yazdım umarım beğenirsiniz. Hüzün şiirleri beni hep düşündürür.
Ömür geldi son demine
Ateşlerde yanacak var
Yaprak gibi ağaçlardan
Nazlı nazlı inecek var
Durun dostlar mezarlıkta
Yoruldum ihtiyarlıkta
Günahlarım ağırlıkta
Bu alana konacak var
Yoruldum yürümekten
Bir dostumu aramaktan
Benim dileğim haktan
Halime ağlayacak var
“Bu meftanın namazına
Dört dostumun omzuna
Bir mezarlığın düzüne
İnecek var inecek var”