Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, 2022'nin bir numaralı krizinin 'su sorunu' olduğunu belirterek, 2023 yılı için 'kuraklık' sorununa dikkat çekti.

2040’TA TÜRKİYE EN RİSKLİ İKİNCİ KATEGORİDE

Türkiye topraklarının yarısında, aşırı yüksek ya da yüksek derecede su sıkıntısı görüldüğünü anlatan Dr. Kesici, “Dünya Su Stresi Haritası"na (WRI) göre, 2040 yılına gelindiğinde ülkemizin su kıtlığı çekecek ve iklim krizinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri olacağını, ülkemiz yer altı sularının çok ciddi risk altında olduğunu ve kuraklığın çok şiddetli şekilde yaşanacağını belirtmektedir.

Su sorununda 17 ülkenin ‘aşırı yüksek derecede’ gösterildiği dünya ülkeleri arasında Türkiye 27’nci sıradaki yeri ile ‘yüksek derecede’ en riskli ikinci kategoride yer almaktadır.

Yer altı suyunun azalmasının, tarımsal üretimin geleceği için kuraklıkla birlikte yıkıcı sinerjik bir etki yaratacağına dikkat çeken Dr. Kesici, ülkemizde 2020 yılında 112 milyar metreküp olan kullanılabilir su miktarının 100 milyar metreküpe gerilediğini; bu suyun yaklaşık 46 milyar metreküpünün sulamada, 15 milyar metreküpünün ise içme-kullanma ve sanayide olmak üzere toplamda 61 milyar metreküpünün sektörler bazında kullanıldığını ve son 20 yılda ülkemizde su tüketiminin yüzde 42 oranında arttığını ifade etmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığı, kuraklığın yaşandığı bölge temelinde, kriz yönetimi uygulamasına gidilmesi kararı almıştır.

Bakanlık tarafından hazırlanan "2023-2027 Dönemi Türkiye Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı"na göre, tarımsal kuraklık konusunda kamuoyu bilinç düzeyinin artırılması, sürdürülebilir tarımsal su kullanımının planlaması, kuraklığın yaşanmadığı dönemlerde gerekli tedbirlerin alınması ve kriz dönemlerinde etkin mücadele programı uygulayarak kuraklığın etkilerinin en aza indirilmesini amaçlanıyor.

Plana göre, tarımsal kuraklık tahminine dayalı bir kriz yönetimi uygulanacak. İl bazında yağış ve toprak nem verileri ile yer altı suyu, yer üstü suyu rasat değerleri izlenecek. Bu değerlere dayalı olarak belirlenecek eşik seviyelere göre de il kriz yönetim planları oluşturulacak.
Yine bu plan dahilinde kurulu zirai gözlem istasyonlarında periyodik olarak toprak nemi ölçümleri yapılacak.

KURAKLIĞIN OLUŞTURACAĞI EKONOMİK ETKİLER

Üründe Kayıp
Süt ve Çiftlik Hayvanları Kaybı
Kereste Üretiminde Kayıplar
Balık Üretiminde Kayıplar
Ulusal Büyümede Kayıp
Ekonomik Gelişmede Gecikme
Yiyecek üretiminde düşüş
Yiyecek stoklarında azalma
Finansal kaynak bulmada zorluk ( kredi riski)
Nehir ve kanalların denizciliğe olan katkılarında kayıp
Yeni ve ilave su kaynaklarının geliştirilmesindeki pahalılık
Suyun taşınmasındaki pahalılık
Çiftçi gelirlerinde kayıplar
Eğlence ve iş alanlarında kayıplar
Enerjide kaynak azalması
Tarımsal üretimin direkt bağlı olduğu endüstrilerde kayıplar
Üretimdeki düşüşe bağlı işsizlik
Hükümetlerin vergi gelirinde kayıplar

KURAKLIĞIN ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİLERİ
Toprakta su ve rüzgar erozyonu
Balık alanlarına zarar
Bitki alanlarına zarar
Suyun kalitesine etki
Hayvan kalitesine etki
Hayvan doğal yaşam alanlarına etki
Kuraklığın Sosyal Etkileri
Yiyecek kıtlığı
Yoksullukta artış
Göç ve sosyal huzursuzluk
Kırsal alanlardaki yaşam seviyesinde düşüş

Su, hava ile birlikte canlılar için önem itibariyle yaşamsal değerdedir. Suyun bulunmadığı bir ortamda canlı doğanın hızla öleceğini ve yaşamın sona ereceğinin bilincinde olarak, hem bireysel hem de ilgili kurumlar nezdinde gerekli önlemleri hızla alıp, çok geciktirmeden uygulamalıyız. "Su yoksa ,hayat yoktur!" vesselâm...