Bazıları felaket tellalı diyor ama dediklerimiz bir bir çıkınca yeni yazılarımızı merakla bekliyor. Yeni ekonomi yönetimi ekonomide krize merhem olmadığı gibi, daha kötü günlere hazır olmamız gerektiğine işaret ediyor.
-Merkez Bankası enflasyonla mücadele etmiyor. Beklenenin altında faiz artırımı enflasyonla mücadele değil, bazıları için zaman kazanmaktır.
-Yine hiperenflasyon sürecine gireceğiz. Bunun nedeni ise ÖTV ve KDV artışlarının fiyatlar üzerinde dalga dalga ve tsunami gibi etkisidir.
-Dolaylı vergilerin artırımı, hanehalklarını daha da fakirleştireceği gibi, gelir adaletsizliğini de hat safhaya çıkartıcı etkisi görülecektir. Alt ve orta gelir grubunun seviyesi bir tık daha aşağı inecektir.
-Ek MTV’nin ikinci kez alınması anayasaya aykırı olacağı gibi, bütçe açığını israf sayesinde delik deşik eden mevcut yönetimin depoyu yeniden doldurmak için halka vergi baskısı kurması gerçekten düşündürücü.
-Yaz aylarının üretim yönünden esnek olması, sebze meyve fiyatlarına olumlu yansımadı. Bunun sebebi ise motorin fiyatlarına gelen yüksek zam ve KDV artışlarıdır. Yaz ayında domatesi 30, patlıcanı 35 hatta 40 TL’den alıyorsanız enflasyonla mücadeleden bahsetmeyin…
-TOBB’un verilerine göre son 6 ayda yaklaşık 10 bin şirket kapandı. Haziranda kapanan şirket sayısı 2 bine dayanırken kurulanların sayısında da ciddi azalma görüldü.
-Türk Telekom da zam için düğmeye bastı. Telekomünikasyon operatörü Türk Telekom, internet port ücretlerini güncelledi. 1 Haziran 2022’de tartışmalı olarak yürürlüğe giren port ücretlerine yüzde 70 zam geldi.
-Ekonomi alarm vermeye devam ediyor. ÖTV ve KDV artışları yetmediği için mevcut hükümet dışarıya para arayışına gitti. Bütçe açığı, cari açık, yüksek enflasyon, TL’nin aşırı değer kaybı ve ekonomideki diğer olumsuz pozisyonlar, halkı fakirleştirmeye devam ediyor. Tasarruf yapmayan devletin, bütçe açıklarının ve hatalarının acısını halkından çıkarması ne kadar acı verici ve düşündürücü…
Raylı sistem ve seçim
Vatandaş söze bakar, mazerete değil…Geçmişte bu kent için bazı belediye başkanları da söz verdi ama görüyorsunuz ortada ne ray var ne de sistem…Yine mart yerel seçimleri geliyor ve raylı sistem konusu gündemde…
Nüfusu sürekli artan bir şehir olan Sakarya, artık bünyesinde raylı sistem istiyor. “Efendim bakanlık şöyle dedi, bakanlık hoş karşıladı, bakanlık olumlu gördü vs vs….Bunlar halkın beklentileri değil…Bize icraat, bize çalışma lazım. Bazılarının dediği gibi “lastik tekerlekli ulaşıma devam” sözleri artık Sakaryalılara bıkkınlık verdi. Nüfusu Sakarya’nın yarısı olan şehirler raylı sisteme başlamışken, Sakarya hala bunu tartışıyorsan bizde bir eksiklik var demektir.
Unutmayın, bazı şehirler gerekli girişimlerle kendi bütçelerinden payı bırakın, projenin tamamını Bakanlığa yaptırdı. Demek isteyince oluyormuş. Şehrin ileri gelenleri, 3-5 kişi değil..Gerekirse bakanlığa 30 kişilik heyetle gidilmeli, Sakarya’nın raylı sistem umudu, Ankara’dan yeniden takip edilmeli…Şunu da eklemeden geçmeyim; bu şehirde uzun yıllar başkanlık yapmak isteyen kişiler Sakarya’nın raylı sistem ihtiyacını gidermeli…Sanırım yeterince açık konuştum…
Akgün Altuğ açık açık söyledi…
24 Temmuz Gazetecilik ve Basın Bayramı nedeniyle basın mensuplarıyla bir araya gelen SATSO Başkanı Akgün Altuğ önemli konulara değindi. Köşe yazılarıyla sık sık gündeme getirdiğimiz konular, Başkan Altuğ’un açıklamalarıyla bir kez daha üst sıralarda yer aldı.
Altuğ, Bungalov meselesine ciddi eğilmemiz gerektiğini, özellikle Sapanca’da bu yapılardan dolayı altyapı sorunlarının daha da büyüyeceğini kaydetti. Sapanca gölünün korunmasına daha fazla önem vermeliyiz diyen SATSO Başkanı Akgün Altuğ, bu konuda yapılan haberi de desteklediğini belirtti.
Ekonomi konusundaki değerlendirmesini önemsiyor, altını çizmek istiyorum…. “Ekonominin nasıl olduğunu benden daha iyi biliyorsunuz. İyi günler geçirmiyoruz. Bir süreç yaşıyoruz. Ortodoks politikalara geri dönmenin yansıması Türk milleti adına kötü yansıyabilir. 2-3 sene sürecek bir ekonomik problem bu. Tek çıkış üretmek”
Dediklerine katılmamak mümkün değil…Başkana da hatırlatmak isterim; evet çıkış üretmek de o nasıl olacak? Üretim maliyetleri, yeni pazarlar, TL’nin rekabet gücünü kaybetmesi, istikrarsız bir ekonomi, gelmeyen yabancı yatırımlar, sürekli artan enflasyon ve girdiler…Bu şartlarda üretim nasıl yapılacak sayın başkan? Hatalar zincirini benim gibi sizler de biliyorsunuz da en kapalı şekilde böyle söylenebiliyor değil mi? Evet üretim ama ciddi bir ekonomi politikalarıyla olursa evet üretim diyorum…